Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için mücadele eden kayıp yakını Dr. Loizos’un ardından… (1)
Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için hayatı boyunca sürekli mücadele eden, Kıbrıslıtürkler’le dostluklar kuran, Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gündeme getirdiği zaman saldırı altında kalan kayıp yakını Dr. Lozios Lozios, hayata veda etti. Sosyal medyada yer alan bir paylaşıma göre, cenaze töreni 11 Nisan Cumartesi günü saat 11.00’de, Lefkoşa’da Konstantin ve Helen Mezarlığı’nda yapılacak. Amcası Mihalis Lozios ve amcasının oğlu Loizos, Kufez’de 1974’te acımasızca öldürülüp “kayıp” edilmiş olan Dr. Lozios Loizos, Atina’da hayatını sürdürmekte ve ailesinin bir kısmının bulunduğu adamıza elverdiğince sık sık gelmekte, Kıbrıslıtürk dostlarını ve köylülerini de ziyaret etmekteydi.
Kufez’den “kayıp” edilmiş olan amcası ve amcasının oğlunun yanısıra, Kufezli “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in yakınlarıyla da dostluklar kuran ve onların kabirlerini ziyaret ederek çiçekler koyan Dr. Lozios Loizos, bu konuda yazılar da yazmıştı… Bu yazıların bir kısmını bugün paylaşmaya başlıyoruz…
Dr. Loizos Loizos’un ailesinin ve sevdiklerinin acısını paylaşıyoruz. O, Kıbrıslılar’ın nasıl davranması gerektiğini gösteren parlak bir yıldızdı, bir örnekti… Huzurla dinlensin şimdi…
Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamı…
Dr. Loizos Loizos, 21 Ağustos 2017’de bu sayfalarda aktardığımız bir yazısında, Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gündeme getirmiş ve bu yazısı nedeniyle büyük saldırı altında kalmıştı… 21 Ağustos 2017’de bu sayfalarda şöyle yazmıştık:
“Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gerekçe yapan bazı Kıbrıslıtürkler, Dr. Loizos Loizos’un amcasını ve 16 yaşındaki amca oğlunu Kufez’de öldürmüşlerdi…
Dr. Loizos Loizos, sosyal medya sayfasında Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gündeme getirince, Kıbrıslırum şoven çevrelerin saldırısı altında kaldı…
1974’te Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gerekçe yapan bazı Kıbrıslıtürkler, Mesarya’da ve Karpaz’da olayla hiç ilgisi olmayan bazı masum ve sivil Kıbrıslırumlar’ı öldürmeye girişmişti. Bundan Dr. Loizos Loizos’un ailesi de nasibini almıştı: Kufez’de yaşayan amcası ve 16 yaşındaki amca oğlunu sözkonusu Kıbrıslıtürkler Kufez’de öldürerek onları “kayıp” etmişlerdi. Mihalis Loizos ve oğlu Loizos, 22 Ağustos’ta Kufez dışında öldürülerek “kayıp” edilmişler, ancak yıllar sonra gömüldükleri yer bulunarak defnedilmek üzere kalıntıları ailelerine iade edilmişti.
Daha önce de bu sayfalarda barışçıl görüşlerine yer verdiğimiz Dr. Loizos Loizos, Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamıyla ilgili olarak bunun yakın geçmişin en korkunç katliamı olduğunu belirterek özetle şöyle dedi:
*** Onları çöp alanına taşıyarak onları çöplerle gömdüler… İşledikleri suçu buldozerlerle örttüler… Bu insanlık dışı bir barbarılıktı… Cephenin kırıldığı anda oluyordu bu… Bu insanlıkla alakası olmayan yaratıklar, eğer savaşı kazanmış olsaydık, neler yapacaklardı, bunu düşünmek bile istemiyorum…
*** Ne yazık ki kimse bu konuda konuşmadı, kimse yargılanmadı, kimse cezalandırılmadı, suçlular bilindiği halde…
*** Kişi olarak iki toplum arasındaki tüm şiddet ve işlenmiş olan suçları kınıyorum ancak bu suç en büyük ve en trajik suçtur. Toplam 126 kadın ve çocuk üç Kıbrıslıtürk köyü olan Muratağa-Atlılar-Sandallar’da katledilmişti…
*** Kör milliyetçi nefretin hedef aldığı masum kurbanların bir akrabası olarak bu katillerle ilgili sert sözcükler kullanıyorum. Bunu silahsız yakın akrabalarımın anısına borçluyum –Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamı ortaya çıkınca, kör bir intikam emriyle TMT’nin Kıbrıslıtürk paramiliter güçleri tarafından bu yakın akrabaların öldürülmüştür.
*** Amcam Mihalis ve yeğenim Loizos 22 Ağustos’ta öldürülmüşlerdi. Onlar kendi topraklarını işleyen ve Kufez’de Kıbrıslıtürk köylüleriyle uyum içerisinde yaşayan iki barışçıl yurttaştılar… Ulusal nefret ve kör bir isyan yakındaki ormanda kaba bir mezara gönderilmeleri sonucunu getirdi…
Dr. Loizos Loizos, bu yazıyı paylaştıktan sonra Kıbrıslırum şoven çevrelerin saldırısı altında kaldı ve onlara yanıt olarak da özetle şunları yazdı:
*** 43 yıllık işgalden sonra, toplumlararası nefreti ekip besleme hakkımız var mıdır, bunu merak ediyorum. Bu nefret yapay biçimde ve bilinçli olarak iki topluma da ekilmiş ve bunun sonucunda 1958’de iki toplumlu 1958 ile 1963-64 çatışmaları çıkmış ve 1974’te de vahşi Türk işgali meydana gelmiştir.
*** Ne yazık ki bugün dahi dikenli tellerin her iki tarafından da bazı şahıslar hatalarını düzeltmeyerek hala iki toplum arasına nefret ve korku ekmekte ısrar ediyorlar. İnsanlığa karşı işlenmiş kendi suçlarını “Kahramanca davranışlar” olarak takdim ediyorlar. Kendilerine karşı herhangi cesurca bir görüş belirtenleri kıskanıyorlar, onları hedef alıyorlar ve susturmaya çalışıyorlar. Eğer koordine olmazsak, böylesi kafalar var olmaya devam edecektir… Oysa işlenmiş olan suçlar, suçtur, ister Türk, ister Rum, ister Hristiyan ister Müslüman tarafından işlenmiş olsun, kimin tarafından işlenmişse, o bir suçtur.
*** 14........
