Çölün Ortasında Yükselen Bir Masal
Normalde yurt dışı gezilerimde tur ile yolculuk etmeyi tercih etmem. Ancak bu kez kızımın yönlendirmesiyle anlaştığımız acente ile işlemlerimzi tamamlayıp, düştük yola Dubai’ye doğru...
Sabahın erken saatlerinde indi uçağımız Sharjah Havaalanı’na. Bu havalimanı Birleşik Arap Emirlikleri’nin 7 emirliğinden biri olan Şarika’da bulunuyor.
Şarika’dan Dubai’ye doğru otobüsle yol alırken, sabah trafiği ile karşılaştık. Trafik burada da ciddi bir sorun.
Abu Dabi’den sonra en yüksek nüfusa sahip olan Dubai, emirlik çatısı altında bulunan diğer bölgelerden gelen insanların çalışma alanı için de büyük imkanlar sunuyor. O yüzen mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde Dubai’ye giriş ve çıkışlarda ciddi yoğunluk yaşanıyor.
120 kilometreyi aşkın uzunluğuyla Emirates Otoyolu’nun 7 şerit gidiş, 7 şerit dönüş yolu üzerinden yol alırken dikkatimi, yol üzerinde tali girişlerin olmaması, çemberler ve trafik ışıklarıyla bölünmemesi çekti. Bir de trafikteki lüks araçlar.
Dubai’ye vardığımızda ise gördüğümüz manzara, ihtişamın merkezine geldiğimizi belirgin bir şekilde hissettirdi.
İnşaatların 24 saat devam ettiği, her geçen dakika büyüyen ve yükselen bir yer Dubai...
Uçağın penceresinden ilk kez gördüğünüzde Birleşik Arap Emirlikleri, insana gerçek dışı bir dekor gibi geliyor.
Çölün ortasında, kumların içinden fışkırmış cam kuleler… Geniş yollar... Yıldızlar gibi parlayan bir şehir silueti…
Dubai’ye yaklaşırken insanın aklına tek bir soru düşüyor: Bu şehir gerçekten nasıl var oldu?
Çünkü Dubai, yalnızca gezilecek bir yer değil; aynı zamanda modern dünyanın en iddialı “insan yapımı mucizesi”.
Bugün lüksün ve zenginliğin sembolü olan Dubai’nin hikâyesi aslında mütevazı başlıyor. Dubai, 1800’lerin başında küçük bir balıkçı ve inci........
