menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ruh sakatları cumhuriyeti

12 0
27.09.2026

Hatırlayabilmek için unutmak zorundayız. Başka türlü başa çıkamayız bu süregelen kayıt düzeneğiyle. En büyük hatıra unutuştur diye yazmıştım bir şiirimde. Hatıralarımız masum değil. Çizgisel bir düzlemde hatırlamıyoruz. Farklı zamanlarda yaşanan benzer durumlar iç içe geçiyor öncelikle. Bir bağlam kuruyoruz ve buna uygun kayıtlarla boşlukları doldurup bazen de onları tahrif ederek oluşturuyoruz anlatıları. Geçmişten gelen bohça, bazı ön kabuller ve yargılar biçim veriyor anlatımıza. Oysa her şey hatıraya dair bu hayatta. Her an bir saniye sonra bir hatıra. Her türlü anlatıdan kuşku duymamız mı gerekiyor bu durumda?

Dediydim dediydi konuşmaları kadar beni geren bir şey yok. Kalbi kıran, can sıkan biri için kuruluyor bu anlatılar. Ben ona böyle dedim o bana şöyle cevap verdi şeklinde. Bunun telefon oyunu versiyonları daha problemli. İkinci ya da üçüncü elden anlatılar yani. X, Y’ye şöyle demiş o da ona şöyle cevap vermişin birkaç adım bile ötesi. Hele “senin için de şöyle demişler” kısmı birden başka bir kıvılcım çaktırıp kalbi paramparça edebiliyor. Bu tip konuşmalara muhatap olmamak için kendini yalnızlaştırmaya başlıyorsun.

Günümüzde farklı bir durum var. Artık konuşmalar büyük oranda kayıt altında. Kayıt altındaki konuşmalar ne kadar masum o da tartışılır ama. Dili kullanmak konusunda ne kadar yetenekli olduğumuz bir yana beden dili, yüz ifadesi ve ses tonu yoksun bu........

© Yeni Düzen