“MASKELİLER” Üzerine...
İsrail’in Filistin’i işgali üzerine yaşanan savaşın, sert, vahşi, sarsıcı ve acımasız atmosferinde, Filistinli üç kardeşin kaçınılmaz yüzleşmesini odağına alan İsrailli yazar Ilan Hatsor’un “Maskeliler” oyunu, seyirciyle etkili bir şekilde buluşuyor. Bu etkileyici buluşmalardan birine tanıklık etme fırsatı buldum... Ve ülkemiz tiyatrosu adına bahtiyar oldum. K. T. Devlet Tiyatrosu’nun metin seçiminden oyuncu kadrosuna, rejiden metin yorumuna, mekândan sahne tasarımına uzanan dört temel tercihinde yaptığı doğru seçim, ortaya son derece başarılı ve çarpıcı bir yapım çıkarmış. Her zaman altını çizerek inatla vurgularım; bir tiyatronun başarısı, neoliberal post-modern anlayıştan ve popülizmden uzak doğru oyun seçimi, isabetli oyuncu kadrosu, tarihsel-toplumsal nabız atışını yakalaması ve metne getirilen güçlü yorumla sağlanır. Ancak bu kez Devlet Tiyatrosu, bu üç temel unsurun yanına mekân kullanımını ve sahne tasarımını da ustalıkla dahil etmiş ve böylece yalnızca iyi bir oyun değil, bütünlüklü, etkili ve işlevsel bir oyun çıkarmış. O nedenle rejide Yıltan Kahraman’ı, oyunda rol alan Ulaş Öğünç’ü, Diren Özdoğal’ı, Mehmet Samer’i, dekor kostüm tasarımında Fatma Bender’i, müzik yapımında Fatih Çiçekli’yi ve tüm emeği geçenleri kutlarım.
“Maskeliler” oyunu, İsrail’in işgali altında bulunan bir köyde Filistinli üç erkek kardeşin bir kasap dükkânında geçen hikâyesi üzerine kurulur. Bu hikâyede, savaşın tam ortasında yaşanan hem örgüt içi hem de ailevi hesaplaşmalar yalın, ama çarpıcı insancıl bir dille anlatılır. Savaşın kardeşlik bağlarını bile çözen o vahşi, acımasız, ağır baskısını, insanların nefret ve şiddetle birbirinden nasıl uzaklaştığını işlevsiz süslü lâflardan uzak, sade, ama derin bir etkiyle gözler önüne serer. Oyunda idealler, ihanet ve aile bağları çarpışır. Bu çarpışmayı oyunun başından sonuna kadar soluksuz izlersiniz... Ve savaşa bir kez daha lanet edersiniz.
“Maskeliler” oyunu, Ilan Hatsor tarafından yazılmış olmasına rağmen yalnızca belirli bir tarihsel ve bir toplumsal bağlama sıkışıp kalmayan, aksine çatışma ve kimlik meselelerini evrensel düzeyde ele alan güçlü bir metin. Oyun, üç kardeş arasındaki gerilim üzerinden ilerlerken, politik şiddetin bireylerin gündelik hayatına nasıl sızdığını ve kişisel ilişkileri nasıl zehirlediğini gözler önüne serer. Bu yönüyle, yalnızca İsrail-Filistin çatışmasına dair bir anlatı değil, aynı zamanda savaşan, çatışan toplumlarda “öteki”nin, “düşmanın” nasıl inşa edildiğini de sorgular.
Bu bağlamda düşünüldüğünde ve dünyada giderek artan şiddet göz önünde bulundurulduğunda “Maskeliler” oyununun güncelliğinin oldukça çarpıcı olduğunu görebiliriz. Oyun, tarafların haklılık iddialarından çok, bu iddiaların insanî bedellerine odaklanarak izleyiciyi etik bir yüzleşmeye davet eder.
Bu davete icabet ettiğimizde “Maskeliler” oyunu, içerdiği çatışma dinamikleri bakımından........
