menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SÖZ gazetesi ve M. Remzi Okan’ın Vefatı (1942)-3

23 5
22.02.2026

19 Mart 1942 tarihli Halkın Sesi gazetemizde yer alan Remzi Okan beyle bir başka yazı yine rumuz kullanılarak kaleme alınmıştı. “Girneli” rumuzlu bu yazıda, Remzi Okan beyin kızının refakatinde tedavi için gemiyle Türkiye’ye gidişinin “trajik” anlatımı ve yazıyı kaleme alan kişi üzerindeki Remzi Okan beyin etkisi yer alıyordu.

“Halkın Sesi, 19 Mart 1942, syf:1

   Denizin coşkun suları batan güneşle kan rengine boyanırken ona bir kere daha bakabilmek, onunla bir kere daha vedalaşmak için küçük geminin, küçük kamarasına koşuyorum. Remzi bey yıllarca bizim için çarpışan, bizler için çırpınan o büyük adam, yatağında dalgın düşünüyor... Gözlerinde, senelerce üzerinde çalıştığı bu toprakların acı hasret izleri belirmeğe başlarken, bunca zamandır hasretini çektiği vatan topraklarına kavuşacağı için beliren sevinç izleri var... Motorun tok gürültüsü... “Allaha ısmarladık”, “İnşallah yakında iyi olursunuz” dedim. Solgun dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi, kendini zorlıyarak “İnşallah” dedi.

   Biz onu iyileşmek için göndermiş, onu aramızda görmek için yollamıştık. Fakat heyhat... O senelerce hasret çektiği toprakları tercih ederek orada kaldı. Bugün bizden çok çok uzakta kaldığı halde kalbimizde gönüllü olan daha doğrusu kalbimizde yaşıyan o büyük insanı daima yaşıyacak olan o muhterem ölüyü anmaktan başka bir şey yapamıyoruz. Onu anarken maziye, onu daima arkadaşlarına bir şey anlatırken gördüğüm anlara gitmeme müsaade ediniz. Remzi bey, yüzünden eksik etmediği tatlı, babacan tebessümü ile tecrübelerini anlatmaktan, düşüncelerini beyan etmekten hoşlanırdı. Remzi bey benim için bir ikinci baba, bir büyük mütefekkir ve yılmıyan kahraman bir Türktür.

   Onun karşı koymak mecburiyetinde kaldığı fırtınaların nasıl sustuğunu, onu yakmak için parlayan ateşleri nasıl söndürdüğünü ben herkesten iyi bilirim.

   Remzi beyin elinde düşmanlarına karşı çarpışmak için tek bir silâhı vardı... Kalemi. O bu kalemle gururları yenmiş, paraya gülmüş, vicdanı bilmiyenlere onun manasını öğretmişti. Kendisini çekemiyenler, onunla uğraşmak küstahlığına kalkanlar onun o mütebessim nazik ve soğuk kanlı çehresi karşısında daima gerilemeğe, daima onun zekâsını takdir etmeğe mecbur olmuşlardır. Fakat boş söze ne hacet? Karşımızda bir hakikat vardır. Biz Türk gençliği bizi düşünen bir baba, bizim için çalışan büyük bir insan kaybettik. Bu boşluk daima her Türk gencinin, her Kıbrıslı Türkün kalbinde hissedilecektir. Susuyorum... 24 yıl bir bora gibi bizim için, Türklük için çarpışan ve kükriyen muhterem, aziz ve büyük bir ölünün huzurunda susmak mecburiyetinde kalıyorum. Fakat hayır, susmazdan evvel onun gibi Remzi Bey gibi bir kere daha Türklüğe, Türk gençliğine haykırıyorum... Ey Türk gençleri! Sizin için, sizlere parlak ve şerefli bir istikbal hazırlamak için parayı ve dinlenmeği olduğu gibi hayatını de feda eden bu aziz ölüyü yaşatmak, onun sizlere göstermek için çalıştığı yoldan yılmayıp yürümek ona karşı, onu memnun ve müsterih etmek için ifa edeceğiniz büyük bir borcunuz olsun!

   Şimdi susuyorum... Remzi beyin o mütebessim çehresinde rahat ve müsterih, hayata gözlerini kapıyan insanların mes’ud hatlarını görerek ona hürmeten susuyorum.

   Yattığın topraklar nur olsun kıymetli ölü.

   Dr. Hafız Cemâl Bey, nam-ı diğer Lokman Hekim. Bu toplumun en önemli insanlarından biri. Sağlıktan kültüre........

© Yeni Düzen