Çıplaklığın yankısı
İnsanlar “çıplaklığı” çoğu zaman cinsellik üzerinden konuşur.Oysa çıplaklık, her şeyden önce doğallıktır.İnsanın kendine en yakın hâlidir.Bir yüzleşmedir.Bir cesaret biçimidir.Belki de kendine güvenin dışavurumudur.
Bu yüzden daha derin bir çıplaklık yorumuna ihtiyacımız var.
Maskelerin yüzlerden indirildiği, kalıpların kırıldığı, tabuların dağıldığı, sahiciliğin yeniden değer kazandığı bir yoruma…
“Çıplaklığı” en derin yorumlayan şairlerimizden biri, Gürgenç Korkmazel.“Çocukluğumuzdan beri çıplaklık korkusuyla büyüdük. Oysa en doğal ve en gerçek hâlimizdir” diyor.“Çıplaklık, politik bir tavırdır. Dar kafalılığı protesto etmektir. Muhafazakârlığa, baskıya, sansüre karşı durmaktır.”
Tam da bu yüzden çıplaklık, yalnızca estetik değil; aynı zamanda etik ve politik bir duruştur.
Maden işçileri geliyor aklıma…Çıplak yürüyüşleri…Bedenlerini bir direniş diline dönüştürmeleri…Örgütlü inatla elde ettikleri kazanımlar…
“Nü” sergisinde, özellikle mürekkep eskizleriyle çıplaklığa başka bir estetik boyut kazandırıyor Sümer Erek.
Bedeni bir teşhir nesnesi olmaktan çıkararak bir düşünme alanına dönüştürüyor.
***Lefkoşa’da bir süredir “Takoz” serisiyle bir sanat eylemi gerçekleştiriyor Sümer Erek ya da Ülmen Aygın…
“Takoz”, özne ile nesne, beden ile toplum, arzu ile norm arasındaki gerilimi görünür........
