“Hiçbir şey gökten zembille inmiyor...”
Bir ülke...Bir savaş ve bir işgal...Neler ve kimler ölmez ki?
İhanetle sadakat...Kahramanlıkla kaypaklık...Kavgayla haysiyet...Açgözlülükle merhamet...Ne kadar yakın, ne kadar uzak...
Bir maskeyi çok uzun zaman taşıdığında, o maske yüzün olur...Bilmez miyiz?
Hayatın boyunca birilerinin kıçını yalayarak yaşamak zorunda kalmak...Görmez miyiz?
***Lefkoşa'nın ortasında bir kitapçıya gittiğimi sanmıştım, bir oyun izleyecektim.Bir kapıdan geçtim, İsrail tarafından işgal edilmiş bir Filistin köyünde, bir kasap dükkânında buldum kendimi...
Paslı çengeller…Et kancaları…Bıçaklar…Kasap satırları…
Büyük kardeş Davut…Tel Aviv’de çalışan, işgal düzeninin içine yerleşmiş, korkuyla menfaat arasında sıkışmış bir işbirlikçi…
Ortanca kardeş Naim…Dağa çıkan, direnen, öfkesini kuşanan bir gerilla…
En küçükleri Halit ise arada kalmış bir vicdan gibi…Sessiz, kırılgan, hâlâ insanBir de sahnede görünmeyen, bir kurşunla hayatın dışına itilmiş dördüncü kardeşin sessiz çığlığı var.Hepsini de........
