menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cezaevini Keyfi Şekilde Boşaltmak, Suçu Önlemek Değildir

19 0
10.08.2026

Son günlerde cezaevinden yapılan tahliyeleri ve Cezaevleri Tüzüğü’nde gerçekleştirilen değişiklikleri konuşuyoruz. Dolup taşan cezaevini rahatlatmak ve böylece seçim yatırımı yapmak için ceza indirimlerinin artırıldığı açıkça görülüyor. Ancak bütün tartışma kaç kişinin ve ne zaman tahliye edileceğine sıkışmış durumda.

Oysa asıl sorulması gereken sorular şunlardır: Cezaevinden çıkan kişiyi yeniden toplumsal yaşama hazırlamak için ne yapıyoruz? Suç işleyip cezaevinde bulunan kişilerin büyük bir çoğunluğu neden yabancılardan oluşmaktadır?

Öncelikle ceza indirimi ile şartlı tahliyenin aynı şey olmadığını ortaya koymak gerekir.

Ceza indirimi, belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde mahkemenin verdiği cezanın cezaevinde geçirilecek bölümünün azaltılmasıdır. Şartlı tahliye ise cezanın sona ermesi anlamına gelmez, kalan sürenin belirli yükümlülükler ve denetim altında cezaevi dışında geçirilmesidir.

Bu iki düzenlemenin amaçları, koşulları ve hukuki sonuçları farklıdır. Buna rağmen mevcut sistemde her ikisi de eski, parçalı ve ölçütleri yeterince belirli olmayan düzenlemeler üzerinden yürütülüyor.

Hükümlü, daha cezaevine girdiği ilk günden hangi davranışının ceza indirimine nasıl etki edeceğini, ne zaman şartlı tahliye başvurusu yapabileceğini ve başvurusunun hangi somut ölçütlere göre değerlendirileceğini bilmelidir. Hukuk devleti bunu gerektirir.

Fakat bizde “iyi hâl”, “iyi ahlak”, “toplumda infial” ve “sair önemli faktörler” gibi sınırları belirsiz ifadeler üzerinden karar verilebiliyor. Bir insanın özgürlüğünü ne kadar süreyle kaybedeceğini etkileyen kararlar, kişisel keyfi kanaatlere veya siyasi ihtiyaçlara bırakılamaz.

Cezaevinin kapasitesi aşıldığında oranları........

© Yeni Düzen