menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yarış atı değil, hayat ustası yetiştirmek

38 0
07.06.2026

Geçenlerde sokak röportajında, gözleri çakmak çakmak bir gence denk geldim. Önündeki üniversite sınavından, gelecek kaygısından ve omuzlarındaki beklenti yükünden bahsediyordu. Sesi sitemkâr, öfkeliydi. Bizim "Z kuşağı" deyip bir kalıba soktuğumuz, bazen "itirazcı" diye kestirip attığımız o gençlerin aslında kalbi kırık birer çocuk olduğunu unuttuğumuzu fark ettim o an.Onlar ile aramızda kurduğumuz o bağı ne ara onlardan beklenen bir salt başarı yarışına çevirdik.

Sahi, biz ne ara çocuk büyütmeyi, bir yarış atı yetiştirmekle karıştırdık?

Sınav Odaları ve Kaybolan Maharet

Bizim çocukluğumuzda mahalle aralarında, soba başı sohbetlerinde ya da bir ustanın tezgâhının başında hayatın kendisi öğrenilirdi. Hayat, test kitapçıklarındaki dört şıktan ibaret değildi. Bir çocuğun el becerisine, topa vuruşuna, insanlarla kurduğu iletişime bakılır; "Bu çocuktan iyi bir zanaatkâr olur" ya da "Bu çocuğun insan ilişkileri çok güçlü" denilirdi.

Bugün ise liseye geçiş, üniversiteye giriş derken evlatlarımızı bitmek bilmeyen bir maratonun içine fırlatıyoruz. Onları sadece aldıkları puanlarla, ezberledikleri........

© Yeni Birlik