menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Derin duraklar ​

15 0
13.02.2026

İnsan bazen susar, sükûtunun derinliğinde kaybolur da nedenini bilemez. Bazen öylece bakar eşyaya, fakat baktığını görmez, gördüğünü ise tanıyamaz. Kimi zaman ayakları onu gelişigüzel sokaklara sürükler, bir amaçsızlık denizinde dolanıp durur. Nereye diye sorulsa, omuz silkip öylesine dolaşıyorum diyerek geçiştirir. İnsan büyük bir deniz gibidir. İçine girmeden anlamak zordur. Oysa bu öylesine dolanmaların ardında, anlatılması kelimelere sığmayan bir iç dünya, devasa bir gönül ve kalp coğrafyası vardır. İnsanın bu deruni dünyası direnciyle, enerjisiyle, çevresinden aldıkları ve ruhundan verdikleriyle bir bütündür elbette. Meseleye bu bütünlükle bakıldığında bir anlam keşfedilebilir. Aksi takdirde, sığ tanımlamalar ve anlamsız kavramlar üzerinden gidilen hiçbir yol, insanı vuslata erdirmez. ​ Bugün de kitapların arasındayım. Birini indirip diğerini kaldırıyorum. Sayfaların arasında kaybolurken yer yer eski notlarıma, karalamalarıma, kitaplarda altı çizili, şerhler düşülmüş yerlere de rastlıyorum. Raflar arasında gidip gelen sadece bedenim değil, aslında zihnim dolaşıp duruyor. İnsanın nasıl büyük bir alem olduğunu idrak edebilmesi için, tefekkür ehline dahil olması gerekiyor.

HER ARAYIŞIN BİR CEVABI VARDIR

Kendi kendime soruyorum: Neden bu hal, bu içinden çıkamadığım döngü de neyin nesidir? Şüphesiz, her arayışın bir cevabı vardır. Üstat Necip Fazıl’ın o meşhur mısralarındaki gibi bir muhasebe olmalı bu durum: "Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap, Bir fikir ki, beyin zarında sülük. Selâm, selâm sana haşmetli azap; Yandıkça gelişen tılsımlı kütük." ​Üstadın dediği gibi, hakikatin sancısı insanın zihnini bir........

© Yeni Birlik