Vefayı terk etme!
Zira insan bazen iyilik yaptığı, emek verdiği veya sadakat gösterdiği kişilerden beklemediği davranışlar görebilir. İşte tam bu noktada insanın kalbinde bir kırgınlık oluşur ve çoğu zaman bu kırgınlık vefanın yerini almaya başlar. Hâlbuki hakikî ahlâk, cefaya rağmen vefayı terk etmemektir.
Vefa; sadakat, bağlılık, iyiliği unutmamak ve hatır gözetmek demektir. Cefa ise sıkıntı, eziyet, haksızlık veya nankörlük olarak ortaya çıkabilir. İnsan tabiatı gereği kendisine yapılan kötülüğü hatırlamaya meyillidir. Bu yüzden birçok kişi gördüğü bir cefa sebebiyle geçmişteki bütün iyilikleri unutur. Böylece bir anlık kırgınlık, yılların dostluğunu ve bağlılığını silebilir. Oysa bu durum, insanın kendi karakterini zayıflatır.
İslâm ahlâkında vefa çok yüksek bir değerdir. Çünkü vefa sadece insanlara karşı değil, aynı zamanda Allah’a, dine, dostluğa ve geçmişe karşı bir sadakat göstergesidir. İnsan vefayı kaybettiği zaman sadece bir ilişkiyi değil, aynı zamanda kendi ahlâkî duruşunu da kaybetmiş olur. Bu sebeple Hafız-ı Şirazî “Cefa yüzünden vefayı terk etme” diyerek insanın gördüğü cefayı değil, yaptığı vefayı esas alması gerektiğini vurgulamıştır.
Bundan dolayı insanın asıl değeri, kendisine yapılan muameleye göre değil, kendi ahlâkına göre hareket etmesinde ortaya çıkar. Birisi haksızlık yaptığında onun seviyesine inmek kolaydır. Yüksek ahlâk sahipleri kırgınlığa rağmen doğru olanı yapar. Çünkü vefa başkasının davranışına bağlı bir erdem değildir; vefa, insanın kendi karakterinin bir yansımasıdır.
Toplumların........
