menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şükür mü daha büyük, sabır mı?

28 0
02.09.2026

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, nimetin içinde rahmetin, musibetin içinde ise hikmetin gizli olduğunu ders verir. Bu sebeple mümin, nimette şımarmaz; musibette de ye’se düşmez. Her iki hâli de Rabbinden bilir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Cenab-ı Hak, “Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım.”  buyururken, sabredenler hakkında ise “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”  müjdesini vermektedir. Biri nimetin devamına, diğeri İlâhî maiyyete işaret eder.

Peki, hangisi daha üstündür?

Âlimler bu hususta güzel bir ölçü vermişlerdir: İnsan nimet içinde ise en büyük vazifesi şükürdür. Musibet içinde ise en büyük ibadeti sabırdır. Çünkü Allah, kulundan içinde bulunduğu hâlin kulluğunu istemektedir.

Bediüzzaman Hazretleri, hastalıkların ve sıkıntıların günahlara kefaret olabileceğini, sabırla karşılandığında insanın manevî derecesini yükselteceğini ifade eder. Fakat nimetin hakkını vermek de kolay değildir. Zenginlikte şükretmek, sağlıkta Rabbini unutmamak ve makamı adaletle kullanmak, büyük bir imtihandır.

Hakikatte sabır ile şükür birbirinden ayrılmaz. Sabreden kimse, musibetin içinde gizlenmiş rahmete de şükreder. Şükreden kimse ise, nimetin elinden alınabileceğini düşünerek tevazu içinde yaşar. Böylece sabır şükrü, şükür de sabrı doğurur.

Asrımızın en büyük hastalıklarından biri, küçük bir sıkıntıya karşı sabırsızlık; büyük nimetlere........

© Yeni Asya