Receb Kök ve Mahir Acar
Dedik ya işte, âhirzaman hâlleri bunlar. Bizim camiamızda da, yakın zamanda, böyle çok ölümler vuku buldu. En son da, Bursa'nın mübarek bir ferdi olan Mahir Acar kardeşimizin anî vefatı oldu. 9 Mayıs 2026 akşamı, onun vefat haberini alınca müteessir oldum. Mahir kardeşimiz, Bursa'mızın mübarek, sessiz bir ferdi idi. Onu, bir çok sohbet mekânında ve hizmetimizin icra edildiği başka yerlerde görmeniz mümkündü.
Gittiğim mekânlarda, bu ders kuşuna bakardım, dikkatle okunan bahisleri dinlerdi. Çok sesi çıkmaz ama kendisine tevdi edilen veya kendisine pay çıkardığı bir hizmet hareketi olursa, sessizce gereğini yapardı. Bazen konuşur, hasb-ı hâl ederdik. Kendisi hem Bursalı, hem de, Bursa'nın eski bir esnaf çocuğuydu.
Bir müddettir, Bursa umumî sohbetlerinde göremiyordum. Meğer, Karacabey, Bandırma taraflarına gitmiş, oralarda yaşıyormuş. Bursa Yeni Asya mesaj grublarımızda, vefat edenler için dağıtılan cüzlerden, muhakkak alırdı. En son Bursa Bediüzzaman mevlidine atfen okunan hatimden de bir tane almıştı. Şimdi de kendisine, cüzler okunuyor, hatimler iniyor. İnşaallah Rabbimiz, Mahir kardeşimizin o okuduğu cüzleri, hatimleri, orada ona şefaatçi yapar. Makamı, mekânı Cennet olsun! Akrabalarının ve câmiamızın başı sağolsun.1
Onlar, 12 Mart alçak hadisesinin kahramanıydılar. Mustafa Cahid Türkmenoğlu (o zaman savcıydı), Ömer Tuncay, Receb Yanar (Zafer Ali’ye Risale-i Nurları tanıtan), Receb Kök ve Erol Çınar.
Ne yapmıştı bunlar? Kur’ân ve Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nurları okumuşlardı. Suçları buydu. Üçü, çeşitli üniversitede okuyan talebe. Birisi savcı. Birisi de, o zamanların mühendis mesabesindeki yüksek tekniker. Haksız ve zulmen yakalanıp hapse konulan bu kahramanlardan, Türkmenoğlu ve Ömer abi 7,5 sene ağır caza ile cezalandırılmıştı. Diğer üçü de üçer buçuk sene... İşte, bunların içindeki Receb Kök, o zaman Eczacılık fakültesinde okuyordu. Aslen Zonguldak, (Karabük vilâyet olmamıştı daha) Yenice’li idi. Çok mübarek, hâlim-selim ve ehl-i hizmet, daima mütebessim, konuşması ve sözleri bile sakin, kimseyi incitmeyen, kırmayan biriydi. Ankara’dan hapis sonrası mezun olup memleketine gidip eczacılığa başlamıştı.
15 Temmuz hâin hareketinden sonra bir araya gelmiştik. Bana enteresan bir şey anlattı: ”Osman kardeş, benim bir amcamın oğlu var. Onun ismi de Receb. Fakat o solcu, CHP’li. Hani, baştakiler milleti, birbirini gammazlamaya davet etmişti ya. O zaman bizim amcaoğlunun bir düşmanı onu da ‘Fetocu’ diye şikâyet etmişti. Polis........
