menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zorunlu Anıtkabir ziyaretleri

7 0
24.07.2026

ABD Başkanı Trump ve onun öncülüğünde zirveye katılan diğer otuz iki liderin Anıtkabir ziyaretini gerçekleştirmemesi, diplomatik bir ilk olmanın ötesinde derin anlamlar taşıyor.

Resmî açıklamalar bu durumu güvenlik gerekçeleriyle izah etse de, bu tablo aslında Kemalist devlet ideolojisinin dış dünyaya yönelttiği beklentilerin sınırlarını net bir şekilde çizmiş oldu. Türkiye’nin çevresindeki bölge ve İslâm ülkelerinin liderleri için bu tür protokoller çoğu zaman tartışmasız bir diplomatik kural olarak işler; en ufak bir esneklik saygısızlık olarak algılanır, âdeta bir diplomatik krize dönüştürülür. Ancak aynı kural, küresel hegemonyayı elinde bulunduran ABD gibi bir güce yöneltildiğinde birden esneyebiliyor, ne bir açıklama talep ediliyor, ne de mesele fazla gündem meşgul ediyor. Bu durum, söz konusu ritüellerin evrensel bir değerden ziyade, güç dengelerinin elverdiği ölçüde işleyen hiyerarşik pratikler olduğunu gösteriyor; diplomatik kurallar da, tıpkı diğer birçok şey gibi, gücün asimetrik yapısına göre şekil alıyor.

Ayrıca mevcut iktidarın söylemlerinde sıkça yer bulan Osmanlı vurgusu da bu güç denkleminde sınanmaktadır. Osmanlı’yı anmak, o medeniyetin temelini oluşturan -güçlüye ve zayıfa eşit hukuku uygulayan- adalet anlayışını hayata geçirmekle mümkündür. Ne var ki bu vurgu, kendi seçmen tabanına hitap eden, siyasî meşruiyet devşirmeye yönelik bir söylemden öteye geçememiş görünüyor; zayıf aktörlere karşı katı, güçlü müttefiklere karşı esnek kalan bir dış politika tutumu, Osmanlı’nın iddia edilen adalet mirasıyla değil, uygulanan siyasetin sınırlarıyla açıklanabilir. Söylem ile fiil arasındaki bu mesafe, Osmanlı’ya yapılan atfın samimî bir miras........

© Yeni Asya