ABD/İsrail’in İran’a saldırıları: Dünya düzenini yeniden şekillendirir mi?-2
ABD güçlerinin 03 Ocak 2026’daki operasyonuyla Venezuela’nın başşehri Caracas’dan Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi esir alınmıştı. ABD/İsrail saldırılarıyla Tahran’da 28 Şubat 2026’da İran’ın dinî lideri Ali Hamaney ve üst düzey devlet yetkililerinin öldürülmeleri, uluslararası sistemin egemen-eşit aktörü iki devletin, birinin liderini kaçırmak ve diğerini öldürmek, uzun yıllardır geçerli diplomatik normlara ve devlet egemenliğinin geleneksel uygulamalarını hiçe saymaktır.
Nükleer güç veya faaliyetlere sahip İran’a saldırılarla, Kuzey Kore’nin “nükleer hayatta kalma eşiğini yeniden değerlendirdiği düşünülüyor.” Zaten Kuzey Kore Başkanı Kim Jong-Un, nükleer müzakerelere girmesi beklenmiyor. Tam tersine “Doğu Asya’daki Yeni Soğuk Savaş mimarisindeki rolünü sağlamlaştırmaya yönelecektir. Hatta ABD baskısına karşı koymak için Moskova ve Pekin’le stratejik uyumunu hızlandıracaktır. ABD/İsrail’in İran’a saldırılarının, Ortadoğu’da olduğu gibi Hint-Pasifik Okyanusu ve Kore Yarımadası’nın ötesindeki güvenlik dinamiklerini de yeniden şekillendirmesi ihtimallerdendir.
Diğer taraftan ABD’nin 7 Ocak 2026’da yayınlanan Başkanlık Muhtırası’yla 66 adet uluslararası kuruluştan çekilerek, çok taraflılığı rafa kaldırdığı; ABD’nin Barış Kurulu belgesini, Davos’ta 22 Ocak 2026’da imzalayarak, BM’nin Güvenlik Konseyi’ne alternatif arayışı da söz konusu.
Trump yönetimindeki ABD’nin uluslararası hukuku, genel-geçer diplomatik normları ve devlet egemenliğinin geleneksel kurallarını hiç sayan değişimi, Avrupa’dan Doğu Asya’ya kadar bölgesel güvenlik dinamiklerini eş zamanlı yeniden şekillendirdiği düşünülüyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 2 Mart 2026’da ülkesinin “nükleer cephaneliğini genişletmek için açıkladığı planın ardından, Fransa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra muhtelif silâh başlığı miktarında artış gözlendi. Fransa, caydırıcılığını yükseltilerek, müttefikleri Almanya ve Polonya’ya nükleer kapasiteli unsurlar........
