menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hüseyin hüznü

10 0
27.08.2026

Bazı acılar vardır, kelimeler onları anlatmaya yetmez. Bazı ayrılıklar vardır, insanın yüreğinde derin bir iz bırakır. Hele ki bir çocuk, henüz hayatın baharında iken aramızdan ayrılmışsa, hüznün tarifi daha da zorlaşır.

Yeğenim Hüseyin Erkam’ın vefatı, hepimizi derinden sarstı. Onun ardından duyduğumuz bu büyük acı karşısında dilimizden önce gönlümüz konuşuyor. Fakat iman bize, hüznün içinde teselliyi; ayrılığın içinde kavuşmayı; ölümün arkasında ebedî hayatı gösteriyor.

Üstad Bediüzzaman’ın, evladını kaybeden mü’min bir babaya hitaben ifade ettiği şu hakikat, bugün Hüseyin Erkam’ın ardından yüreğimize bir teselli oluyor: “Vefat eden çocuk, bir Hâlık-ı Rahîm’in mahluku, memlûkü, abdi ve bütün heyetiyle Onun masnûu ve Ona ait olarak ebeveyninin bir arkadaşı idi.”

Evet, Hüseyin bize Allah’ın emanetiydi. Bir müddet aramızda kaldı; sevgisiyle gönüllerimize dokundu. Şimdi ise emaneti veren Rahîm-i Zülcelâl, onu kendi rahmetine aldı.

Kur’ân’ın müjdesiyle, iman edenlerin bulûğ çağına ulaşmadan vefat eden evlatları Cennette ebedî çocuklar olarak yaşayacaklar. Anne ve babaları için birer saadet vesilesi ve şefaatçi olacaklar.

Bu sebeple gözlerimiz yaşlı, yüreğimiz mahzun olsa da ümitsiz değiliz.

“El-hükmü lillah.” (Hüküm Allah’ındır. [Mü’min: 12]) O verdi, O aldı. Biz de “Elhamdülillahi alâ külli hâl” (Her hâl üzere Allah’a hamd olsun) diyerek Rabbimizin hükmüne teslim oluyoruz.

Kur’ân-ı Kerîm’in........

© Yeni Asya