Siirt’in ilk Nur dershanesi
Korkunun ve baskının hâkim olduğu o yıllarda doğu ve güneydoğu şehirlerinde Diyarbakır ve Urfa hariç birkaç kişinin dışında Risale-i Nuru okuyan ve sahip çıkan pek kimse olmadı. Diğer şehirlerde olduğu gibi Siirt’te de Risale-i Nura sahip çıkacak Nur talebesi yok gibiydi.
Risale-i Nurların yayılmaya başladığı 1950 yılın ikinci yarısından sonra Bediüzzaman, Tillo’lu Said Özdemir’i yanına çağırdı: “Kardeşim git Siirt’te bir Risale-i Nur medresesi aç” dedi. Said Özdemir Siirt’i ve Siirt’teki Risale-i Nur talebelerinin sayısını ve risaleleri anlayarak okuyanları düşündü kendi kendine: “Bir yerde Risale-i Nur medresesi açmak zor bir iş değil, onu sahiplenmek kapısını açıp, kapısını kapayacak birilerin olması lazım. Kimse yoksa medrese açmak ne ifade eder” diye düşündü. Bediüzzaman bir müddet sonra yine Said Özdemir’e “Siirt’te medrese açın” dedi. Böylece Bediüzzaman Said Özdemir’e Siirt’te medrese açma meselesini birkaç defa daha tekrar etti.
Said Özdemir, “Üstadım ben gidip açmasına açayım ama medresede kalacak kimse yok” dedi. Bediüzzaman, “Kardeşim senin görevin gidip oraya medrese açmaktır. İçinde kalacakları göndermek Allah’ın vazifesidir. Sen git vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma” dedi.
Bu ısrarlı emir üzerine Said Özdemir vakit kaybetmeden hemen Siirt’e gitti. Çarşıbaşı mevkiinde derme çatma bir ev buldu ve Siirt’te ilk medreseyi açmış oldu. Said Özdemir, medrese sahipsiz kalacak diye beklerken birkaç ay sonra Fethi Yücedağ adında bir Nur........
