Ramazan okumaları
Bu noktadan hareketle şunu söylemek yerinde olur: Okuyan ile okumayan bir olur mu?
Allah, bizi “Oku” emrine hakkıyla riayet edenlerden eylesin.
Peki, ilk İlâhî emirle gelen “Oku” mesajını nasıl anlamalıyız? Bundan kendimize ne tür dersler çıkarmalıyız? Okumak nasıl, ne şekilde ve kaç türlü olur? Nazariyattan ziyade, bunun tatbikatını nasıl yapmalıyız?
Bu İlâhî mesaj, öncelikle Kur’ân’ın ayetlerini okumayı emrediyor. Dolayısıyla, kendini Ümmet-i Muhammed’in (asm) bir ferdi olarak kabul eden her mü’min, elden geldiğince ve gücü yettiğince Kur’ân’ı öğrenmeye, daimî bir sûrette okumaya ve onun hazinesinden ömür boyu istifade etmeye çalışmalı. Nasıl “Beşikten mezara ilim” tahsili gerekiyorsa, Kur’ân’ı okumak da öyle olmalı. Çünkü: Bir ilim kitabı olan Kur’ân, aynı zamanda bir zikir, fikir, dua, davet kitabıdır.
Kur’ân ve hadisten sonra okunması en faziletli dua mecmualarından biri de Cevşen’dir. İçindeki bin bir esma-i İlâhiye ile okunan Cevşen, bu dünyanın, bilhassa şu dehşetli zamanın sıkıntı ve musibetlerine, belâ ve fenâlıklarına karşı bir manevî zırh gibidir.
Bilhassa Ramazan-ı Şerifte Kur’ân’ın ayetlerini daha ziyade........
