“Kimsenin mahremiyetini deşmeyin”
Dolayısıyla, birebir şahit olmayanlar da bunları birilerinden duymuş olabilir. Duymayan, bilmeyenler de buradan okuyup öğrenebilirler.
Kutlular Ağabeyin dost-düşman hemen herkes tarafından bilinen bazı meziyetleri vardı: Her şeyden önce mert ve dürüst bir insandı. Doğruluktan sapma göstermezdi. İkiyüzlü davranmazdı. Birisi hakkında söyleyeceklerini, doğrudan o kimsenin yüzüne karşı da söylerdi. Ne var ki, vaktiyle kendisine güvenerek gelip de ona özel derdini açan, sırrını-mahremiyetini söyleyen, çare için konuşan, danışan kimselerin sırrını başkasına asla söylemezdi. Sonradan bozuşmalarına rağmen, o kimsenin zaaflarını yüzüne dahi vurmazdı. Böyle merdâne bir tutumu vardı.
Bu hususa dair bazen şunu söylerdi:
“Gerek büyüklerimden, gerekse küçüklerimden pekçok kimse gelip bana en mahrem derdini söylemiştir. En gizli sırlarını gelip bana açmıştır. Bir çıkış yolu bulmak için benden fikir sormuş, yahut maddî-mânevî yardım istemiştir.
“Talihsizlik, yahut kaderin garip bir tecellisi olarak sonradan o kimse ile birbirimize ters düşmüşüzdür. Kimisiyle kanlı-bıçaklı hale gelmişizdir. Hatta, onlardan bazıları beni sırtımdan vurmuştur.
“Ama, buna rağmen ben onların sırrını deşmedim. Onları mağlup etmek için böyle bir yola başvurmadım. Onlara karşı o silâhı kullanmayı kişiliğime yediremedim, haysiyetime yakıştıramadım.”
Bu haliyle çevresine güven telkin eden Kutlular Ağabey, dönüp bize de aynı dürüstlükle hareket etmemizi tavsiye ederdi. “Yarın-öbür gün kavgalı hale gelseniz bile, insanlara karşı itibarınızı kaybetmeyin” derdi.
Kutlular Ağabeyin insanî........
