menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toptaşı Tımarhanesi Doktoru: “Eğer Bediüzzaman’da zerre kadar delilik eseri varsa, dünyada akıllı adam yoktur”

9 1
31.01.2026

Çizen: Hayreddin Ekmen

“Zayıf istibdad, tımarhaneyi bana mekteb eyledi”

Yaşadığı ahvâli bu sözlerle dile getiren Molla Said, aralarındaki demir parmaklıkları kaldırıp hastalarla ve onlara bakanlarla daha yakın olmanın yollarını ararken, paslı zincir çözüldü, demir kapı kaba gıcırtılarla açıldı. O hastalarla hemhâl olmayı beklerken önüne bu sefer siyah bir gölge gerildi.

Ağır ağır başını kaldırıp merakla adama bakan Bediüzzaman, onun gölgesi kadar kara ve kasvetli bir görünüşünün olmadığını fark etti. Bedeninden ziyade yüzüne baktı. Mûnis, mütebessim bir sîmaya sahip olduğunu görünce gülümsedi. Eliyle hücrede yer gösterdi.

Gelen, kendisini yeniden muayene etmek için mabeynden hususî olarak gönderilen doktordu. Molla Said’in nezaketine tebessümle mukabele ederek gösterdiği yere oturdu. Doktor oldukça şaşkındı. O karşısında, beş tane ünlü doktorun imzasını taşıyan raporla deliliğine hükmedilmiş, hiddetlendiği anda saldırganlaşan garip görünüşlü, boş bakışlı, acayip kılıklı bir hasta beklerken; melek sîmalı, mâsum, mütebessim, mütevekkil, beden ve ruh cihetiyle sapasağlam bir insanla karşılaşmıştı.

DOKTORLA MUHÂVERE

“Ey tabib efendi. O elindekini bir kenara bırak.” Doktorun, hâli, tavrı ve söyledikleri karşısında bir hayli şaşırdığını görünce konuşmaya Molla Said başlamıştı.

Doktor onu dinledikçe heyecanlandı. Elindeki dosyayı yan tarafına bıraktı. İyice ona doğru dönüp dikkatle dinlemeye başladı.

“Onda yazılanlar yalandır. Deliliğimin delilini sana ben söyleyeyim.”

Doktor hayrete düştü. Karşısındaki insanda hiçbir delilik emâresi olmadığı gibi hastalık psikolojisi de yoktu. Üstelik hiçbir deli, deli olduğunu söylemez, deliliğine delil getirmeye kalkmaya ise asla tevessül etmezdi. Mesleği icabı bunları çok iyi bildiğinden merakla sordu.

“Nedir deliliğinin delili?”

“Elindeki raporda deliliğime delil olarak gösterilen sebeplerin başında ‘Her soruya cevap verdiğim, fakat soru sormadığım’ yazılı değil mi?”

“Evet.”

“Mâdem ki bu delilik sayılıyor, şimdi sana ondan daha mühim bir delil daha vereceğim. O da, sen soru sormadan ben senin soracağın sorunun cevabını vereceğim.”

“Hayret!”

“İstersen muayeneyi muhakeme şeklinde yapalım.”

“Nasıl?”

“Senin vicdanın hakem olsun. Yapacağım tıbbî izahları tabibe ders vermek şeklinde değil hastanın, hastalığını teşhise yardımı olarak değerlendir.”

“Olur.”

Doktor o zaman biraz rahatladı. Küçük hücreye şöyle........

© Yeni Asya