menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Laikliğin kalesi Fransa ''Tanrı'' ile barışıyor mu?

17 0
17.10.2026

- Laikliğin kalesi Fransa, Papa XIV. Leo’nun ziyaretiyle dinle ilişkisini yeniden tartışmaya açtı.

- Yüz binlerce kişinin katıldığı ayinler, gençlerin dine yönelişi ve solun Papa’ya yaklaşması, bu ilişkinin değiştiğini gösteriyor.

- Peki Fransa gerçekten Tanrı’yla barışıyor mu, yoksa din yeni bir siyasî kimlik aracına mı dönüşüyor?

Laikliğin kalesi sayılan Fransa’da ilginç şeyler yaşanıyor. Papa XIV. Leo‘nun Eylül sonundaki dört günlük ziyareti, laiklik ile dinin barışı gibi görünüyor. Anlaşılan Fransa, uzun tecrübelerinden ve yaşadığı varoluşsal krizlerden sonra dinle olan ilişkisini yeniden gözden geçirmeye başladı.

Rakamlar çarpıcı. Siyaset bilimci Marlene Laruelle’nin aktardığına göre, yaklaşık 300 bin kişi Papa’nın Notre-Dame Katedrali’ne giden güzergâhını doldurdu. Aynı akşam 80 bin genç, göçmen nüfusun yoğun olduğu Saint-Denis’deki Stade de France’de dua için bir araya geldi.

Laruelle’e göre oradaki atmosfer, Fransa’nın alışık olduğu yaşlı ve sönük Katolik görüntüsünden çok bir pop konserini andırıyordu. Ertesi gün tahminen 800 bin kişi Concorde Meydanı ve Champs-Élysées boyunca açık hava ayinine katıldı.

Cumhurbaşkanı Macron Papa’yı havalimanında karşıladı, Élysée’de ağırladı ve son gün programını değiştirerek Metz Katedrali’ndeki kapanış ayinine katıldı. Oysa 2023’te Marsilya’da Papa Francis’in ayinine katıldığı için laikliği çiğnemekle suçlanmıştı.

Ama burada yanlış bir sonuca varmamak gerekiyor. Fransa yeniden Katolikleşmiyor. Değişen şey, seküler bir toplumun dinle kurduğu ilişkinin niteliğidir.

Miras alınan dinden seçilen dine

Fransa hâlâ derin biçimde sekülerleşmiş bir ülke. Düzenli ibadet oranı düşük, bebek vaftizleri çökmüş, ailede dinin aktarılması büyük ölçüde zayıflamış durumda. Fakat bu küçülen dünyanın içinde bir hareketlilik var. Fransız Piskoposlar Konferansının verilerine göre yetişkin vaftizleri on yılda üç kattan fazla artmış. 2016’da 4 bin 124 olan sayı 2026’da 13 bin 234’e ulaşmış.

Bu rakam sekülerleşmeyi tersine çevirecek büyüklükte değil. Ama sosyolojik olarak çok anlamlı. Eskiden insanlar Fransa’da Katolik olarak doğardı. Bugün bazı Fransızlar, dindar olmayan bir ailede büyüdükten sonra Katolik olmayı seçiyor.

Doktrini öğreniyor, ibadet yükümlülüğünü kabul ediyor ve artık toplumsal bir zorunluluk olmayan bir dinle kamusal olarak özdeşleşiyor. Din, bir gelenek olmaktan çıkıyor ve yeniden varoluşsal bir tercih hâline geliyor. Bir felsefeci olarak bunu Sartre’nin ülkesinde görmek ilginç. İnsanın anlamı tek başına yaratacağı iddiası, bazı gençlerin omuzlarında fazla ağır bir yük gibi kalmış görünüyor.

Beklenmedik bir paradoks: Müslüman gençlerin etkisi

Laruelle’nin aktardığı araştırmalara göre en dikkat çekici bulgu; genç Fransızları Hristiyanlığa yönelten etkenlerden birinin, dinî vecibelerini yerine getiren Müslüman arkadaşlarıyla gündelik karşılaşmaları olmasıdır. Ergen katekümenler (vaftize hazırlananlar) üzerine yapılan çalışmalar şunu gösteriyor: Müslüman arkadaşlarının inançlarını rahatlıkla ifade etmeleri ve neye inandıklarını bilmeleri bu gençler için “dindar olmayı” yeniden düşünmeyi mümkün kılıyor. Hızla büyüyen Evanjelik topluluklar da benzer bir rol oynuyor. Fransız Protestanları içinde Evanjeliklerin oranı 2010’da yüzde 18 iken 2024’te yüzde 33’e çıktı. 35 yaş altında ise bu oran yüzde 53.

Yani sekülerleşmiş bir toplumda İslâm’ın görünürlüğü, paradoksal bir şekilde Hristiyanlığın........

© Yeni Asya