menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İktidar ve Kemalizm

18 0
12.06.2026

Ülkemiz, 1923-1950 arası dönemde tek parti-tek adam rejimiyle bu ideoloji ile katı bir şekilde yönetilmiş, savaşa girmediği halde ilim, fen, sanayi ve medeniyette geri kalmıştır. Halk, hak ve hürriyetlerinden, adaletten mahrum edilerek fakirlik ve sefalet içinde zor bir hayat yaşamaya mecbur edilmiştir.  

Hakikî ve ihlâslı dindarların Kemalizm ile barışık olmaları ve Kemalistlerle işbirliği yapmaları mümkün değildir. Çünkü bu ideoloji ve onun mutaassıp savunucuları, dinsizlik manasına gelen Jakoben bir laikliği kabul eden, İslâm’a ve bütün semavî dinlere tamamen karşı olan, kendileri gibi düşünmeyenlerin varlığına tahammül etmeyen müstebit zihniyet sahibi insanlardır.

Ne var ki hâlihazırda iktidarda olan dindar kimlikli siyasîler, Kemalizm ile herhangi bir ihtilâflarının olmadığını, bilâkis kendilerinin M. Kemal’in ilkelerini toplumun ortak paydası yapmaya çalıştıklarını, M. Kemal hayatta olsaydı kendi partilerine destek vereceğini iddia etmektedirler. Sorumlu olmayan, ancak bütün yetkileri elinde bulunduran partili Cumhurbaşkanlığının uygulandığı 1930’ların Türkiye’sini hatırlatan icraatlar yapmaktadırlar. Onların günümüzdeki lideri, geçmişteki bir demecinde kendisinin birisine benzetilmek istenirse Atatürk’e benzetilmesini istemiştir.1 

Bu siyasîler, geçmişte darbeciler tarafından Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tahkim edilmiş Kemalizm ile devlet sisteminin işlemesinden pek rahatsız değillerdir. Çeyrek asra yakın bir süredir iktidarda olmalarına rağmen, ülkenin maddî ve manevî yönden kalkınmasının yolunu tıkayan bu ideolojiden Türkiye’nin kurtulması yönünde hiçbir adım atmamaları gösteriyor ki, sanki Kemalistlerle aralarında “Bizim iktidarımıza ses çıkarmayın. Biz de devlet sisteminin ideolojinizle işlemesine razıyız” tarzında,........

© Yeni Asya