menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir kuantum hikâyesi ve meraklı yolcu-5

9 4
01.01.2026

Hakikatte bir fiilin değerini belirleyen şey, yalnızca ne yapıldığı değil; niçin yapıldığıdır. Bu sebeple niyet, amelin ruhu olarak kabul edilir. Hz. Peygamber’in (asm) “Ameller niyetlere göredir”1 hadisi, bu hakikati kısa ve net biçimde ifade eder.

Nursî’nin şu tespiti, niyetin gücünü anlamamızı kolaylaştırır: “Niyet, meyyit (ölü) olan amellere ruh verir.”2 Yani niyet, cansız gibi görünen sıradan davranışları canlı, anlamlı ve değerli kılar. Aynı hareket, ihlaslı bir niyetle ibadete dönüşebilir; gösteriş ve menfaat için yapıldığında ise değerini yitirir. Burada belirleyici olan dış görünüş değil, kalpteki yöneliştir.3

İhlas, niyetin saflığıdır. İhlaslı bir niyet, yapılan işin maddî sonucundan bağımsız olarak manevî bir karşılık inşa eder. Bu açıdan niyet, gözle görülmez; fakat etkisi son derece gerçektir. İnsan, niyeti sayesinde sadece bir gözlemci olmaktan çıkar; her davranışında ahlaki ve ruhani bir ağırlık kazanır. Hayat, böylece rastgele olaylar zinciri olmaktan çıkar; bilinçli bir yönelişe dönüşür.

Nazar: Bakış Açısının Manevî Değeri

“Nazar” kelimesi hem bakış anlamına gelir hem de kültürümüzde “nazar değmesi” gibi inançlarla derin bir çağrışım taşır. Yani bu açıdan nazar, yalnızca gözle görmek değildir; kalpten süzülen niyetle birleşmiş bir bakıştır.

Mana-yı harfî ile bakan bir nazar, kâinata şefkat ve hayranlıkla yönelir. Böyle bir bakışta eşya kıymetlidir, anlamlıdır ve korunmaya layıktır.........

© Yeni Asya