Hukuk siyasetin emrinde!
Muhalefet belediye başkanlarının ailelerinin mal varlıklarına el konulurken, yakınlarının evleri aranıp çocuklarının kumbaralarındaki birkaç kuruş “suç âleti” gibi kayda geçirilirken; iktidar belediyeleriyle “yolsuzluk–rüşvet–rant ilişkisi” içinde olduğu iddia edilen “yandaş müteahhitler”in bir kuruşuna dahi el konulmaması çifte standardı dayatılıyor.
15 yıl boyunca AKP’li belediyeler ve kamu kurumlarından aldığı 473 ihaleden tek biri dahi soruşturulmayan, iktidara yakın bir iş adamı “suç örgütü lideri” olarak anılmasına rağmen dışarıda serbestçe dolaşırken; siyasî rakiplerin eşiyle, oğluyla, babasıyla, yakınlarıyla, korumasıyla, özel kalemiyle ve şoförüyle tehdit edilmesi, “İfadeni değiştirmez, belediye başkanını suçlamazsan çocuğunu on yıl göremezsin!” şantajlarıyla cezaevinde tutulması, davaların siyasîleştirildiğini gösteriyor.
DAVALAR “SİYASÎLEŞTİRİLİYOR…”
Aslında istisnaî bir uygulama ve “tedbir” olan tutuklu yargılama, hiçbir ciddi ve geçerli gerekçe olmaksızın yaygınlaştırılıyor; iddianameler dahi hazırlanmadan, neyle suçlandığını bilmeyen insanların aylardır hapiste tutulması çarpıklığı her hâliyle sırıtıyor.
Gerçek şu ki, muhalefettekilere dava açmakla kalmayıp Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’na “ana muhalefet partisine kapatma davasının açılıp açılmaması için gereğinin takdir ve ifası” yönünde yazı yazan bir müddeinin........
