menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asıl azîzlik ve izzet Allah’ındır

20 0
06.04.2026

Devamında da “Sâlisen: Benim de eski ulemaya iktidaen bu ‘aziz’ kelimesini sıfat olarak kardeşlerime vermenin sebebi ise; onlar dinî ve ilmî dünyaya alet yapmadıklarından, ilmin ve dinin izzetini muhafaza ettiklerinden -temsilde hata yok- Yusuf Aleyhisselâmın Aziz-i Mısır olması gibi bunlar da derecelerine göre bu asrın azizleridirler. Cenâb-ı Hak onları aziz ediyor. ‘Allah dilediğini aziz eyler’ (mealindeki ayetin) sırrına mazhar ediyor’ diye istimal ediyorum” diye belirtir.

Ve “Risale-i Nur’a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez. Daha kimseyi o bahane ile inandıramazlar. Fakat cepheyi değiştirip, din perdesi altında bazı safdil hocaları veya bid’a taraftarları veya enaniyetli sofî meşreblileri bazı kurnazlıklarla Risale-i Nur’a karşı iki sene evvel İstanbul’da ve Denizli civarında olduğu gibi istimal etmeye münafıklar belki çabalayacaklar” diye maksadı ifşa eder. “İnşaallah muvaffak olamazlar” duâsında bulunur. (Emirdağ Lâhikası, s. 218)

“ASIL AZÎZLİK - İZZET ALLAH’INDIR, RESULÜNÜNDÜR, MÜ’MİNLERİNDİR…” ÂYETİNİN İŞÂRETİYLE…

Esasen İslâm Ansiklopedisi’nde de müellif Orhan Şener Koloğlu “Azîz” maddesinde bu hususa açıklık getirir.

Öncelikle Kur’ân-ı Kerîm’de en fazla kullanılan İlâhî isimlerden biri olan ve doksan kadar âyette “merhamet, hikmet, bilgi, bağışlama, cömertlik, adâlet gibi vasıfları da ihtiva eden bir kudret ve yücelik” mânâsındaki “Azîz” isminin kendisinde topladığı vasıfların kemâline sadece Allah sahip olduğu için mutlak Azîz de sadece Allah’tır” diye tefsir eder. (El-Maḳṣadü’l-Esnâ, s. 77-78)

Akabinde de Esmâ-i Hüsnânın her birinden insanın hayatına yönelik dersler çıkarmayı hedef edinen Esmâ-i Hüsnâ müelliflerinin, kulun, mahlûkatın ihtiyaç duyduğu bir kimse olma yönünde çaba göstermesini Azîz isminden çıkarılacak bir ders olarak gördüklerini nazara verir.

“Keza kullar içinde azîz olan, mahlûkatın en önemli işi olan uhrevî hayat ve ebedî saadet yolunda kendisine ihtiyaç duyulan kimsedir. Böyle kimseler şüphesiz nâdir olan ve zor ulaşılan kimselerdir. Bunların başında ise peygamberler gelir. Onları Râşid Halifeler, âlimler ve dine uygun hükmeden yöneticiler takip eder. Bunların her birinin izzeti, dinî açıdan mertebelerinin yüceliği ve insanları irşad etme hususunda ilgileri derecesindedir”........

© Yeni Asya