menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayatını hizmete vakfetmek

12 0
14.08.2026

Hatta bir kısım talebelerini birbirine benzetmiştir. Mesela Sabri için “Hulusî-i sani’” sıfatını kullanmıştır.1 Ayrıca bazı talebeleri için “Adeta cesedleri muhtelif, ruhları bir hükmünde” 2 Hüsrev ve Rüştü için “Bir ruh iki cesed”3 ifadesini kullanmıştır. Bu vesile ile ben de şöyle düşünüyorum: Üstadın saff-ı evvel talebelerinin her dönemde mutlaka benzerleri vardır. Mesela mesleğini bırakıp da hizmete koşan (Mehmet Çalışkan) iki köşkünü hizmete veren Hakkı gibi. Kocası yazı yazmada Üstadına yardım etsin diye evinin bütün işlerini yapan Şamlı Tevfik ağabeyin hanımı gibi. Kimileri de Üstada ait her şeyi malları gibi sahiplenmeleri. (Sabri ve Hulusî) gibi. Büyük ruhlu Küçük Ali’nin ise “Risale-i Nur hizmetini dünyada her şeye tercihen hayatının en büyük maksadı yapması”4 gibi.

Ben de bu yazımda halen hizmetin içinde olan bir öğretmen kardeşimden bahsedeceğim. Farklı yerlerde dünyaya gelmemize rağmen, kader bizi dört yerde bir araya getirdi.

1.Üsküdar Nur Apartmanı dersanesi, 2.İlahiyat Fakültesinde aynı sınıf, 3. Askerlik, 4. Selimiye Askerî Cezaevi.

Bu kardeşimizin örnek almamız gereken bir çok hali var: Okulda okurken sınıfta en arka sıraya geçer ve sürekli Risale-i Nur’u okurdu. Çünkü onlara çok iştiyakı vardı. Üsküdar’da talebeliğinde de gazete dağıtımında çok fedakârlık yapmıştı. Askerde iken de gece boş zamanlarında Risaleleri küçük kağıtlara yazar, gündüz zaman buldukça onları okurdu. Hatta bir gün bir arama sırasında yakalanmamak için yazdığı kağıtların bir kısmı yutmuştu. Bu kitap okuma sevdası bir gözünün az görmesine neden........

© Yeni Asya