Pazar yeri günlüğü
Hastalıklar arttı. Silâh ve ilâç satışları patlatıldı. Diplomadan, tecrübeden, liyakattan ziyade ahbap çavuş ilişkileri ön plandaki yerini bırakmıyor. Yalan dolan, talan, falan filan zamanlar diyarına mı düştük. Propaganda; hayatın, hakikatin perdesi mi oldu?
Fakat hayat devam ediyor; ölüm de...
İnce eleyip sık dokumalı... İnsan olduğumuz her daim hatırlanmalı... Nasıl yaşadığını herkes kendi sorgulamalı... Bu fânîden nasıl şahane bir sonsuzluk kapısı bulabiliriz; onu gözetmeli… İş bittikten sonra; neye yarar, tüh be!
Havaya, hevaya kendini kaptırma! Herkes tek başına ölüyor. Hayat denilen emanete iyi bak! Aklını, kalbini yokla; oraya buraya emanet vermiş olmayasın! Sen insansın ha! Kendini hafife alma! Dünyayı kazanıp öteki tarafı kaybedenlerden olma! Dünya kısa; ahiret sonsuz... Hesabımızı sıkı yapalım. Aldatanlar çok; ikazcılar az. Bunu da bir kenara yaz: "Dünya rüyasını tutmaya çalışma!"
Yoksa neler mi olur? Fânîliğe sarılır da bırakmazsak ebedî âlemden saadet hissemize düşecekler tehlikeye girerse ya? Yaa!
İçimizi yani kalbimizi/kendimizi terk ettiğimizde olacaklar olsun ister misin?
İçimiz her mevsim eleğimsağma... Gözlerimizin rengi bundan… Git, git; dağlar var içimizde... Dalga dalga sular... Açılıp kapanan bulutlar... Uzayan yollar... İçimiz sonsuz bir........
