Hastalık hastalığı ya da önce can tahlili
Şuram ağrıyor, demeyegör! Kalemini, gözlüğünü çıkarıyor doktor; yazıyor da yazıyor. Ne yiyip içtiğini sormuyor. Önce bir hoş geldiniz, de! Çay, kahve ve saire… ["Can tahlili" diye bir şey var; "Kan tahlili"nden önce.]
*
Doktorların ya kelimeleri yok veya konuşmaya mecalleri… Ya da bıkkın olduklarını düşünüyorum. Niye mi? Bilgilendirme diye bir şey çok zayıf. Kontrollerimiz devam ediyor gibi döner sözler… Bu, dünyada da böyle mi acaba! Bir de putlaştırıldı bu meslek. “İlmî istibdat…” hastalık abi, be! [Ve hastane reklamları hayra alâmet değil…]
*
Efendim neymiş? Muayene oldunuz hasta falan değilsiniz. Eh, biraz keyfiniz yok. Hafif öksürük, başağrısı... Yook! Kendini hasta sayacaksınmış. [“İzole” diye bir yalnızlık çıktı.]
*
Bak; nerdeyse bir ömür hasta, onlarca yıl hapis, sürgün, bir deri bir kemik kişi bir asra yakın yaşıyor. Hastalığın da manifestosunu yazıyor. Cevap veremediği soru yok. [Hastalar Risalesi’nde “merakın kendisinin hastalık........
