Okul ve aile birliğini kuran bir eğitim gerekli
EĞİTİMDE VİRA BİSMİLLAH
Yeni bir eğitim-öğretim dönemine adım atarken, eğitimin bireysel ve toplumsal hayatımızdaki başdöndürücü gücünü yeniden tanzim etmek zorunlu gerekliliktir. Eğitimde başarı; yalnızca teknolojik imkânların varlığıyla değil, bilinçli bir farkındalık ve tarafların güçlü bir işbirliğiyle gerçekleşen organik bir süreçtir. Bu sürecin odağında ve en belirleyici konumunda ise hiç şüphesiz öğrenci yer almaktadır. Öğrenci kendi zihinsel kapılarını aralamadıkça ve öğrenmeye içsel bir istek duymadıkça dışarıdan aktarılan hiçbir bilgi kalıcı davranış değişikliğine dönüşemez.
Öğrenme eylemi, her dersin kendine ruhunu ve felsefesini anlamakla başlar. Dersleri yalnızca ezberlenecek kurallar bütünü değil, olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri kurmayı sağlayan birer anahtar olarak görmek gerekir. Kimi dersler genel kültürü ve kendini ifade etme becerisini geliştirirken, kimileri ise sayısal analiz ve soyut düşünme yetisini besler. Bu doğrultuda öğrencinin derse hazırlıklı gelmesi, konuyu sınıfla işlenirken derste öğrenmeye gayret etmesi ve zihninde berraklaşmayan noktaları vakit kaybetmeden sorarak netleştirmesi kritik öneme sahiptir. Nitekim bilimsel araştırmalar da göstermektedir ki tartışarak, sorarak ve etkin bir şekilde katılarak işlenen konular zihinde € oranında kalıcılık sağlamaktadır.
Zihni zorlayacak sorular üretmek gerek
Öğrenme sürecinin derinleşebilmesi için konunun ardından zihni zorlayacak sorular üretmek gerekir.
Bilgi, kavrama ve analiz düzeyinde sorularla zihnini diri tutan birey, öğrenme yolculuğuna dönüştürür. Paradoksal ifadeyle; "Sormaz ki bilsin, bilse sorardı. Bilmez ki sorsun, sorsa bildirirdi." Burada belirleyici olan, zihinsel bir çaba ve öğrenmeye sürekli hazır bulunma hâlidir.
Ancak günümüz dünyasında bu zihinsel çabayı sekteye uğratan pek çok tuzak da mevcuttur. Faydalı bilgi bir tık kadar yakınken, zaman ve dikkat yutan engeller de bir o kadar yakınımızdadır. Sanal mecralardaki yüzeysel gelişmeler, asparagas haberler, pasif medya bağımlılığı, kontrolsüz oyunlar ve hareketsiz durağanlık, genç zihinlerin potansiyelini gölgeleyen başlıca unsurlardır. İnsanın varlık sebebini ve temel hedeflerini unutmadan, arkadaşlık ilişkilerinde daima bir ölçü ve mesafe koyması gerekir; zira olumsuz alışkanlıklar bulaşıcı birer esarete dönüşebilir. Çıkmaza düşülen her anda sığınılacak en güvenli liman ise ailedir. Asıl gaye; yalnızca akademik başarı kazanmak değil kendisiyle,........
