Mekke Anlaşması-2
Ankara ve İslamabad yetkilileri anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu, İran dâhil herhangi bir devleti doğrudan hedef almadığını ve tarafların mevcut ikili veya çok taraflı taahhütlerini etkilemediğini vurguluyor.
Anlaşmanın genişlemeye açık olduğu ısrarla belirtilirken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan teknik süreçlerin tamamlanması hâlinde Mısır’ın da potansiyel bir ortak olduğunu Mısır’da mevkidaşı ile yaptığı basın toplantısında dile getirdi.
Peki bu yapı, bazı çevrelerin dile getirdiği gibi bir “İslâmî NATO” başlangıcı mı?
Tek bir anlaşma maddesiyle böyle bir yapının kurulması mümkün değil. NATO; entegre komuta yapısına, daimî kuvvet düzenine, ortak planlama mekanizmalarına ve uzun süreli kurumsal uyuma sahip bir organizasyon. Bu unsurlar olmadan iddia ciddi değil. Aynı şekilde, aksi yönde yorumlar dolaşımda olsa da eldeki veriler Pakistan’ın nükleer caydırıcılığını diğer ortaklara teşmil ettiğine dair resmî bir kayıt içermiyor.
Asıl dikkat edilmesi gereken husus ise başka. Dışişleri Bakanı, anlaşmanın teknik olarak NATO Antlaşması’nın 5. maddesiyle aynı olduğunu ifade etti. Ancak 5. madde, yaygın kanaatin aksine topyekûn bir savaş yükümlülüğü doğurmaz. Maddenin lafzı, her üyenin “gerekli göreceği tedbirleri” almasını öngörür; yardımın biçimini, yoğunluğunu ve kapsamını tayin yetkisi üye devlette kalır. Nitekim maddenin tarihte tek işletildiği örnek olan 11 Eylül sonrasında her üye, kendi belirlediği şartlarda karşılık verdi.
Dolayısıyla NATO’ya yapılan atıf anlaşmaya bağlayıcılık değil, esneklik kazandırıyor. Anlaşmanın genişlemeye açık tutulabilmesinin sebebi de budur: Taahhüt inceldikçe imza atmak kolaylaşır. Aynı sebeple bu metnin kolektif savunmadan ziyade bir caydırıcılık........
