menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emperyal bumerang

9 0
03.04.2026

İç Güvenlik Bakanlığına bağlı olan ICE, göçmenleri hedef alan toplu baskınları, keyfî gözaltıları ve sınır dışı etme operasyonlarıyla insan hakları örgütlerinin yakın takibinde. ICE ajanlarının sokak ortasında ABD vatandaşlarını yaraladığı hatta öldürdüğü görüntüler büyük tepkilere sebep oldu.

Geçtiğimiz haftalarda yine bir ICE baskını görüntüsü gündem oldu. ICE ajanları silahlı, büyük gruplar halinde bir ailenin müstakil evine baskın yapıyor. Bir ABD’li gazeteci bu görüntüler karşısında isyan ediyor: “Bakın burası Felluce değil, Amerika.”

Cümlenin içindeki itiraf dikkat çekici. 

Felluce’de yapılanlar “hoş” değildi, ama kabul edilebilirdi. Şimdi aynı görüntü New Jersey’de, ve artık kabul edilemez.

1913’de Fransız sömürgesi altındaki Martinik adasında doğan düşünür, siyasetçi ve şair Aimé Césaire sömürgelerde geliştirilen şiddet ve kontrol tekniklerinin eninde sonunda anavatana geri döndüğünü söyler. Césaire’e göre Nazizm de bir geri dönüştü: Avrupalılar sömürgelerde onlarca yıl boyunca hoşgördükleri, meşrulaştırdıkları barbarlığın bir gün kendi kapılarına Nazizm adıyla döneceğini göremeyen suç ortaklarıydı.

Bu geri dönüş bugün de yaşanıyor.

Bağdat’ta ve Guantanamo’da kurulan işkence sistemi, kitlesel gözetleme altyapısı, biyometrik takip sistemleri ve “olağanüstü hal” mantığı, ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE’ın kuruluşuyla doğrudan iç güvenlik aygıtına aktarıldı.

Bu süreçte özel şirketler kritik bir rol oynadı.

Palantir şirketi bu........

© Yeni Asya