Ateş çemberi-1
Bölgenin bir kısmını yıllarca meşgul edecek bir kaos ortamı oluşturmak. Rejim ve devlet yapısının belinin kırıldığı, bazı grupların silâhlandırıldığı bir şiddet döngüsü ortaya çıkarmak. Bu gaye doğrultusunda sivil, kadın, çocuk ayrımı gözetmeden herkesi hedef almak.
İsrail bu hareketleri için Gazze’deki soykırım sırasında Avrupa Birliği’nden ve ABD’den aldığı onayın yanı sıra, İslâm dünyasının liderlerinin en asgarî düzeyde bile birlik gösterememesinden de cesaret aldı.
Amaçları başlattıkları ateş çemberini olabildiğince genişletmek.
Sadece geçtiğimiz ay içinde yaşanan bazı gelişmeleri sayalım:
ABD Savaş Sekreteri Hegseth’in Mescid-i Aksa’nın yıkılmaması için bir sebep görmediğini söylediği ortaya çıktı.
ABD’nin İsrail büyükelçisi Huckabee, Tucker Carlson’la yaptığı röportajda “İsrail Nil ile Fırat arasını ele geçirebilir; bu onun hakkıdır” dedi.
Netanyahu her fırsatta karşılarında artık yeni bir “Sünnî eksen” oluştuğunu dile getiriyor. Bu eksene karşı yeni müttefikler bulacaklarını açıklıyor (Hindistan’ın İslâm karşıtı lideri Modi gibi).
İsrail eski Başbakanı Naftali Bennett: “Yeni İran artık Türkiye. Erdoğan daha sofistike bir tehlike” dedi.
ABD’nin savaş yanlısı yayınlarından Wall Street Journal, “İran’dan doğacak boşluğu Türkiye doldurmadan harekete geçilmeli” başlıklı bir yazı yayımladı.
İran’a füzelerin atıldığı ilk günlerde bile üst düzey İsrail yetkililerinin iki lafından biri Türkiye’ydi. Siyonizm destekçisi ABD think tank’lerinde yıllardır Türkiye aleyhine propaganda yapan kişilerin ilk tepkisi de “Ankara da bir gün Tahran gibi olacak” demek oldu.
Henüz İran’a açılan savaşın akıbeti........
