Demokrasi: İklim mi bitki mi? -2
Eğer birileri demokrasiyi illa da bir bitki gibi görürse itiraz etmeyiz ama o zaman da lezzeti ve faydası sebebiyle bu nimetten tüm dünyanın nimetlenmesini isteriz ve tüm dünyaya tohumlarının dağılmasını ve bütün iklimlerde yetişmesini arzularız.
Zira biliriz ki bu mümkündür: Domates vb. birçok bitkinin bitki ıslah çalışmaları sayesinde bugün evrenselleştiğini biliyoruz.
Elbette bu demokrasi tohumu ihracı işinde önceliklerimiz de vardır. Mümkün ve kolay olandan başlamak aklın da gereğidir.
Ama birilerinin “demokrasi sadece kuzey Avrupa’da yetişen endemik bir bitkidir, boşuna uğraşmayın, siz kendi diktatörlerinizden memnun kalın” demesi bize anlamlı görünmüyor.
Evet, zayıf insanlar gibi zayıf toplumların da sömürülmesi risktir ve kuvvetli olmak iyidir. Ama sömürü riskine ve güçlü olma ihtiyacına karşı Bediüzzaman’ın şu sözü de kalbimizdedir:
“Hem görmüyor musun ki, zarurî kuttan ziyade Müslümanların elinde bırakılmıyor. Ya Avrupa kâfir zalimleri veya Asya münafıkları, desiseleriyle ya çalar veya gasbediyor.”
Yani çalanlar ya da gasp edenler sadece güçlü olanlar değil, zayıf toplumların güçlü tek adamları da -hem de münafıkâne biçimde- çalmaya çırpmaya devam ediyor. “Hangisinin hırsızlığı daha kötü” sorusunun cevabı belli. Münafık kâfirden her yönden “eşed”dir. Zira samimiyetinizi ve samimiyete olan itimadınızı çalar.
Genel olarak Dünyada demokrasilerin bir tür kriz halinde olduğunu elbette biz de görüyoruz. AB üyesi bazı ülkelerin bile -küçük de olsa- demokrasiden dönüş manevraları var. Ancak bunlar demokrasiye itimadımızı bozmuyor. Hem AB’nin kendisi kendi demokratik kurumsallığını muhafaza ediyor. “Az mütehassis, sağırca” ama metin, hürriyetli ve onurlu, yani demokratik.
Bilici’nin yazısındaki son cümleleri aynen şöyle:
“… bütün insanlık olarak........
