menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Casus (1) Ateşi bol olsun Fuller

17 0
30.05.2026

İstihbarat casusluğu ve Türkiye’nin sessiz stratejik rekabeti

Modern dünyada hiçbir küresel güç yalnızca askeri kapasiteyle ayakta kalmaz. Gerçek güç, bilgi üretme, düşünce yönlendirme toplumsal algıyı şekillendirme ve stratejik bilinç inşa etme kapasitesiyle ölçülür. Bu nedenle bugün devletler arasındaki rekabet, görünür cephelerden çok görünmeyen zihinsel alanlarda sürmektedir.

Türkiye’nin son kırk yılda yaşadığı siyasal, kültürel ve jeopolitik dönüşümler incelendiğinde; yalnızca klasik güvenlik tehditleriyle değil, aynı zamanda bilişsel etki alanı mücadeleleriyle de karşı karşıya olduğu görülmektedir.

İşte bu noktada Graham Fuller üzerine yapılan tartışmalar yeniden önem kazanmaktadır.

Fuller’ın Türkiye okumalarının en dikkat çekici tarafı, Türkiye’yi sabit bir ulus-devlet modeli olarak değil, tarihsel kimlik dönüşümü yaşayan stratejik geçiş alanı şeklinde değerlendirmesidir. Bu yaklaşım özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinin geçici jeopolitik yönelim niteliği taşıdığı tezine kadar uzanmaktadır.

Bu perspektife göre Türkiye, tarihsel hafızası gereği uzun vadede yeniden Orta Doğu, Türk dünyası ve Müslüman coğrafya ile daha güçlü bağlar kurma eğilimindedir.

Ancak mesele yalnızca tarih tartışması değildir. Çünkü tarihsel hafıza üzerinden yürütülen her müdahale, toplumların geleceğe bakışını yeniden şekillendirme kapasitesi taşır.

Bir milletin geçmişle kurduğu bağ zayıflatıldığında yalnızca tarih bilinci aşınmaz stratejik refleksleri, ortak aidiyet........

© Yeni Ankara