Ankara! Anadolu'nun merkezinden NATO'nun yeni ekseni
Bir bildirge bazen bir savaştan daha fazla şey anlatır.
Uluslararası sistemde büyük değişimler çoğu zaman ilk olarak tehdit tanımlarında başlar. Bu nedenle Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin ardından yayımlanan bildirgeyi yalnızca diplomatik bir metin olarak okumak eksik kalacaktır.
Zirvede alınan kararlar ilk bakışta savunma harcamaları, caydırıcılık ve kolektif güvenliğin güçlendirilmesi gibi klasik başlıklardan oluşuyor gibi görünmektedir. Ancak bildirge bütüncül olarak incelendiğinde, NATO'nun yalnızca askerî bir ittifak olmanın ötesine geçerek teknoloji, ekonomi ve kritik altyapıları da kapsayan yeni bir güvenlik anlayışına yöneldiği açıkça görülmektedir.
Artık devletlerin güvenlik anlayışı yalnızca sınırların korunmasıyla açıklanmamaktadır. Yapay zekâ, siber saldırılar, uzay teknolojileri, kritik enerji altyapıları, deniz ulaştırma hatları, veri güvenliği ve savunma sanayii, yeni güvenlik mimarisinin temel bileşenleri hâline gelmektedir.
Bu değişim tesadüf değildir.
1815 Viyana Kongresi Avrupa'nın siyasi haritasını yeniden şekillendirdi. 1945 Yalta Konferansı savaş sonrası düzeni belirledi. 1949'da NATO'nun kuruluşu kolektif savunma anlayışını kurumsallaştırdı.
Bugün ise Ankara'da yayımlanan bildirge, güvenliğin yalnızca askerî güçle değil; teknoloji, veri, enerji ve yapay zekâ ekseninde yeniden tanımlandığı bir döneme işaret etmektedir.
İşte Ankara Zirvesi'nin en önemli mesajı da budur.
BİLDİRGEDE YAZILANLAR KADAR YAZILMAYANLAR DA ÖNEMLİDİR
Stratejik belgeler okunurken yalnızca hangi ifadelerin yer aldığına değil, hangi başlıkların özellikle öne çıkarıldığına da bakmak gerekir.
Zirvenin resmî bildirgesi incelendiğinde Rusya'nın uzun vadeli tehdit olarak değerlendirilmeye devam ettiği görülmektedir. Bunun yanında enerji güvenliği, deniz ulaştırma hatları, füze savunması ve teknolojik üstünlük gibi alanların öne çıkarılması, güvenlik tanımının klasik askeri çerçevenin dışına taşındığını göstermektedir.
Dikkat çekici olan ise İran'a ilişkin değerlendirmelerin bu geniş güvenlik perspektifi içerisinde ele alınmasıdır. Bildirgede İran'a ayrılan bölüm ilk bakışta nükleer programla sınırlı gibi görünse de aynı paragrafta Hürmüz Boğazı'na yapılan vurgu, NATO'nun enerji koridorlarını da kolektif güvenliğin ayrılmaz bir unsuru olarak konumlandırdığını göstermektedir. Bu........
