Engellilik, sevap ve günah
Merhaba değerli okurlarım. Bir önceki yazımda engellilik durumunu toplumda, bazı kesimler arasında dinsel açıdan “günahların vebali veya nimetmiş gibi yanlış konumlandırılmasını işlemiştik.
Bugünde sanki engelliliği yüceltip sağlıklı olmayı yeriyormuş gibi görünen, yine iyi niyetli gibi görünse de özünde bizlerin mücadele azmimizi kırmaya yönelik söylemleri işleyeceğim.
Bu bağlamda İslam’da engellilik konusundaki yaygın ama sorunlu söylemlerden biri de: “Engelin sayesinde günahları görmüyorsun, duymuyorsun, ulaşamıyorsun; bu yüzden aslında çok şanslısın. Çünkü günah işlemekten korunuyorsun” tarzı ifadelerdir. Bu tür cümleler iyi niyetle söylense de çok yönlü yanlışlar içerir ve hem teolojik, hem psikolojik hem de insani açıdan zararlıdır. Aşağıda bu söylemin başlıca yanlışlarını maddeler halinde açıklayayım:
1. Günahı sadece bedensel fiille sınırlamak büyük bir indirgemeciliktir:
Günahlar sadece gözle görmek, kulakla duymak veya fiziksel olarak ulaşmakla işlenmez. Gıybet, iftira, haset, kin, kibir, riya, yalan, kötü zan gibi en büyük günahların çoğu kalp ve dil ile işlenir. Görme engelli de, işitme engelli de bunları rahatlıkla yapabilir.
Zina, hırsızlık, içki gibi fiiller engel sayesinde engellense bile; kalpteki şehvet, öfke, intikam arzusu devam eder ve bunlar da günahtır.
Bu durumu peygamber efendimiz: “Gözün zinası bakmak, dilin zinası konuşmak, kalbin zinası da arzu ve istektir.” Hadisi ile ne güzel anlatmıştır. (Buhârî, Müslim)
2. “Günah işleyememek = Otomatik........
