menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Engellilik, sevap ve günah

4 0
25.02.2026

Merhaba değerli okurlarım. Bir önceki yazımda engellilik durumunu toplumda, bazı kesimler arasında dinsel açıdan “günahların vebali veya nimetmiş gibi yanlış konumlandırılmasını işlemiştik.

Bugünde sanki engelliliği yüceltip sağlıklı olmayı yeriyormuş gibi görünen, yine iyi niyetli gibi görünse de özünde bizlerin mücadele azmimizi kırmaya yönelik söylemleri işleyeceğim.

Bu bağlamda İslam’da engellilik konusundaki yaygın ama sorunlu söylemlerden biri de: “Engelin sayesinde günahları görmüyorsun, duymuyorsun, ulaşamıyorsun; bu yüzden aslında çok şanslısın. Çünkü günah işlemekten korunuyorsun” tarzı ifadelerdir. Bu tür cümleler iyi niyetle söylense de çok yönlü yanlışlar içerir ve hem teolojik, hem psikolojik hem de insani açıdan zararlıdır. Aşağıda bu söylemin başlıca yanlışlarını maddeler halinde açıklayayım:

1. Günahı sadece bedensel fiille sınırlamak büyük bir indirgemeciliktir:

Günahlar sadece gözle görmek, kulakla duymak veya fiziksel olarak ulaşmakla işlenmez. Gıybet, iftira, haset, kin, kibir, riya, yalan, kötü zan gibi en büyük günahların çoğu kalp ve dil ile işlenir. Görme engelli de, işitme engelli de bunları rahatlıkla yapabilir.

Zina, hırsızlık, içki gibi fiiller engel sayesinde engellense bile; kalpteki şehvet, öfke, intikam arzusu devam eder ve bunlar da günahtır.

Bu durumu peygamber efendimiz: “Gözün zinası bakmak, dilin zinası konuşmak, kalbin zinası da arzu ve istektir.” Hadisi ile ne güzel anlatmıştır. (Buhârî, Müslim)

2. “Günah işleyememek = Otomatik cennet garantisi” mantığı

İslam’da sorumluluk güç yetirme (istitaat) ile sınırlıdır ama günah işlememek tek başına kurtuluş sebebi değildir. Kişi günah işleyemese bile iman, ibadet, takva, Allah’a yöneliş yoksa kurtuluş olmaz.

Şimdi olaya birde tersinden bakalım: Sağlıklı olup günah işlemeyen biri cennete girerken, engelli olup günah işlemeyen ama imanı zayıf olanı otomatik cennetlik saymak adaletsizlik olmaz mı?

Kur’ânda: “Allah, Kim zerre kadar iyilik yaparsa onu görür, kim zerre kadar kötülük yaparsa onu görür.” Buyrulur. Evet. engel günahı azaltabiliyor olsa da, sevabı da engelleyebileceği unutulmamalıdır. (örneğin sadaka, cihad, hac gibi bazı amellerde zorluk artar).

3. Engellinin yaşadığı zorluğu “avantaj” gibi sunmak empati eksikliğidir

Bu söylem, engelli bireyin gerçek acısını, yalnızlığını, öfkesini, yorgunluğunu yok sayar.

“Senin görmemen/duymaman aslında hayırlı, günaha girmiyorsun” demek, o kişinin kayıp hissettiği şeyi küçümsemek ve “iyi ki senin yerinde değilim” alt mesajı vermektir.

Bu, engelliyi insan olarak değil, “günah engelleyici bir araç” gibi konumlandırır; son derece incitici ve aşağılayıcıdır.

Bu tarz söylemle karşılaşan birçok engellinin aklından “madem engelli olmak bir şans ve cennetin kapısını açan bir anahtardır, neden sen engelli olmak için çaba harcamıyorsun? Neden hastalanınca soluğu doktorda alıyorsun?” gibi sorular gelir de söyleyemez.

4. Sağlıklı olmak “günah işleme riski daha yüksek” diye değersizleştirmek dengesiz bir teolojidir.

Eğer “görmemek/duymamak günahı engelliyor, o yüzden nimet” diyorsak, mantıksal olarak: Sağlıklı olmak dezavantajlı hale gelir.

Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunlarda aldanmıştır: sağlık ve boş vakit” buyurur (Buhârî).

Sağlık bir nimettir; onu “günah riski yüzünden dezavantaj” diye yorumlamak hadisi yalanlamaktır.

5. Diyanet ve muteber kaynaklarda bu yaklaşım reddedilir

Diyanet yayınlarında engellilik “imtihan” olarak tanımlanır; “günah işleyememek nimeti” diye bir ifade kullanılmaz.

Aksine: “Engellilik ne ceza ne de özel lütuftur; herkesin imtihanı farklıdır” vurgusu yapılır.

“Sabreden engelli için büyük mükâfat” vardır ama bu, günahı engellediği için değil, sabır ve tevekkül gösterdiği içindir.

Bu tür “teselli” cümleleri teselli etmekten çok yaralamaya yarar. İslam’ın dengeli yaklaşımı şudur:

Engellilik bir imtihandır. Ne ceza ne de “günah önleyici nimet”tir.

Engelli birey gücünün yettiği ölçüde sorumludur; sabrederse sevabı kat kat artar.

Sağlıklı olan da gücünün yettiği ölçüde sorumludur; şükreder ve günahından sakınırsa o da kazanır.

En güzel yaklaşım: Bakara Suresinde geçtiği gibi “Allah kimseye kaldıramayacağı yük vermez” diyerek hem engelliye hem sağlıklıya adalet ve merhametle davranmaktır.

“Günah işleyemiyorsun ya ne güzel” demek yerine “Bu imtihanı nasıl daha iyi taşıyabiliriz, sana nasıl destek olabiliriz?” diye sormak çok daha İslamî ve insani olur.


© Yeni Ankara