Köyden dünyaya uzanan bir başarı... Prof. Dr. Mehmet Haberal gerçeği
Bazı hayatlar vardır; istatistiklerle değil, insan hayatına dokunduğu anlarla ölçülür.Mehmet Haberal… ya da doğru ifadesiyle Prof. Dr. Mehmet Haberal.
Karadeniz’in sert coğrafyasında, Rize’nin Pazar İlçesi’ne bağlı Subaşı köyünde başlayan bir yaşamın, dünya tıp literatürüne yön veren bir serüvene dönüşmesi sıradan bir başarı öyküsü değildir. Bu, disiplinin, adanmışlığın ve vizyonun somutlaşmış halidir.
Haberal’ın hikâyesini önemli kılan sadece “ilkleri” başarması değil; o ilkleri bir sistematiğe, bir ekole dönüştürmesidir.
Tıbbın Rotasını Değiştiren Karar
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduğu gün, Türkiye’de organ nakli henüz emekleme aşamasındaydı. Ardından Hacettepe Üniversitesi’nde cerrahi uzmanlık ve ABD’de Shriners Burns Institute ile University of Colorado’da aldığı ileri eğitimler, onu yalnızca iyi bir cerrah değil, bir alan kurucusu haline getirdi.
1975’te yapılan ilk başarılı böbrek nakli, teknik bir başarıdan öte bir zihniyet devrimiydi. Türkiye’de “olmaz” denilen bir alan, onunla birlikte “neden olmasın?” sorusuna evrildi.
“İlk”lerle Yazılan Bir Kariyer
Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın kariyeri, kronolojik bir başarı listesi değil; tıbbın sınırlarını zorlayan bir ilerleme çizgisidir.
Türkiye’de ilk canlıdan böbrek nakli
İlk kadavradan böbrek nakli
Bölgesinde ilk karaciğer nakli
Dünyada ilk erişkinde canlıdan kısmi karaciğer nakli
Aynı donörden çoklu organ nakli
Bu başlıkların her biri, tek başına bir bilimsel makale konusu olabilecek ağırlıkta.
12 Saatte 4 Hayat... Bir Cerrahın Refleksi
Dün, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde gerçekleşen operasyon, Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın neden hâlâ “sahada” olduğunu anlatan güncel bir örnek.
12 saatlik zaman diliminde, 4 farklı hastaya 4 ayrı organın başarıyla nakledilmesi…Bu sadece teknik bir koordinasyon değil, askeri disiplinle çalışan bir sağlık organizasyonunun göstergesidir.
Ambulans uçaklar, kara ekipleri, eş zamanlı ameliyathaneler…Ve tüm bu organizasyonun merkezinde, yılların deneyimini hâlâ ilk günkü heyecanla taşıyan bir cerrah var.
Bir Tanışmanın Anlattıkları
Başarılı nakilleriyle adını dünyaya duyuran bu büyük bilim insanıyla tanışma fırsatı bulduğumda, karşılaştığım tablo sadece akademik bir otorite değildi.
Kendimi tanıtıp “Ben de Pazarlıyım” dediğimde, Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın ilk sorusu köyümün eski adı oldu. Bu detay, onun köklerine olan bağlılığını ve hafızasındaki derinliği anlatmaya yetiyordu.
Sıcak bir karşılama, samimi bir ilgi ve ardından doyumsuz bir sohbet…
Karşımda sadece dünyanın saygı duyduğu bir bilim insanı yoktu;mütevazı, yüreği sevgi dolu ve memleketine bağlı bir vatansever vardı.
Bedel Ödenen Yıllar ve Bir Cevap
Her büyük hikâyede olduğu gibi, bu hikâyede de kırılma noktaları var.
2009’da başlayan ve yıllarca süren tutukluluk süreci, sadece bir akademisyenin değil, yüzlerce hastanın da hayatına dokunan bir kesinti yarattı.
Yunanistan’da bir ödül töreninde bir Yunan gazetecinin,“Türk hükümeti sizi yıllarca hapsetti, ne söyleyeceksiniz?” sorusuna verdiği yanıt ise hafızalara kazındı:
“Olur bazen… Siz de Sokrates’i astınız.”
Bu cevap, yalnızca bir nüktedanlık değil; tarih bilgisi, soğukkanlılık ve özgüvenin birleşimiydi.
Aynı döneme dair şu sözleri ise bir hekimin önceliğini açıkça ortaya koyuyor:“En çok hastalarımı ameliyat edememek üzdü.”
Sadece Doktor Değil, Sistem Kurucu
Prof. Dr. Mehmet Haberal’ı farklı kılan en önemli unsur, bireysel başarıyı kurumsal yapıya dönüştürmesidir.
Organ nakli ve yanık tedavisi alanında vakıflar
Türkiye’nin saygın eğitim kurumlarından biri olan Başkent Üniversitesi
Bilimsel yayınlar ve uluslararası organizasyonlar
Bu yapı, Türkiye’de sağlık hizmetlerinin standardını yukarı çeken bir model oluşturdu.
Bugün ve Gerçek Gündem... Organ Bağışı
Bugün Türkiye’de organ nakli teknolojisi dünya standartlarında.Ancak en kritik sorun hâlâ aynı: bağış yetersizliği.
Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın yıllardır altını çizdiği gerçek değişmedi:Bir organ, bir hayat demek.
Bir köyden çıkan bir çocuğun, binlerce insanın hayatına dokunan bir bilim insanına dönüşmesi, sadece kişisel başarı olarak okunamaz.
Ama bir de işin başka bir boyutu var: insan kalbine dokunabilmek.
Prof. Dr. Mehmet Haberal, bunu da başarmış bir isim.
Bilimsel otoritesiyle saygı uyandıran,insani yönüyle iz bırakan…
Ve belki de bu yüzden, sadece bir cerrah değil;aynı zamanda unutulmayacak bir karakter.
