Türkiye'de baba olmak!
Gölgesi var, kendisi yok: Türkiye’de baba olmanın sessiz yükü
Türkiye şartlarında bu kelime çoğu zaman bir sıfat değil, bir yükün adıdır. Omuzlara sessizce bırakılan, karşılığında çoğu zaman bir teşekkür bile beklenmemesi öğretilen bir kaderdir.
Baba, evin direği derler. Ama kimse o direğin yalnız kaldığında nasıl çatladığını sormaz.
Son yıllarda değişen hayatlar, artan ayrılıklar ve yasaların uygulama biçimi, birçok babayı sadece nafaka ödeyen, sorumluluk taşıyan ama hayatın en kıymetli anlarında fotoğrafın dışında kalan bir gölgeye dönüştürdü. Sorumluluk babanın omzunda kaldı, ama hatıralar çoğu zaman babasız yazıldı.
Evliliği bitmiş olabilir ama babalığı hiç bitmemiş. Çocuklarının eğitimini aksatmamış. Okul taksitlerini günü gününe yatırmış. Sağlıklarında yanlarında olmuş. Harçlıklarını eksik etmemiş. Üniversiteyi bitirene kadar değil, meslek sınavlarını kazanana kadar destek olmuş. Onların başarılı olması için sadece para değil, umut vermiş, yol açmış, sırtlarını yaslayacak bir dağ olmuş.Ama…
Mezuniyet günü gelmiş.Cübbeler giyilmiş. Kep havaya atılmış.Fotoğraflar çekilmiş.O fotoğraflarda baba yok.Bir gün daha gelmiş.Hayatlarının en özel anlarından biri.Kız isteme merasimi kurulmuş. Sandalyeler dizilmiş. Çaylar konmuş.Ama o sandalyelerden birinde yine baba yok.Çocuklarının en mutlu günlerinde, onların mutluluğunun mimarı olan adam yok.İşte babalığın en ağır tarafı budur.Yokluk değil…Var olup, yok sayılmaktır.
Bir baba için aç kalmak zor değildir. Yorulmak da zor değildir. Yıllarca tek başına mücadele etmek bile zor değildir. Zor olan, kalbinden bir parça olan evladının hayatında yerinin olmadığını hissetmektir.Çünkü baba, evlat için yaşar.
Ve bir gün evladının hayatında misafir olduğunu fark ettiğinde, içinde sessiz bir şey ölür.Ne öfke kalır, ne sitem…Sadece derin bir sessizlik.Türkiye’de birçok baba bugün tam olarak bu sessizliğin içinde yaşıyor.Onlar kötü baba değildi.Onlar vazgeçmedi.Onlar eksik bırakmadı.Ama bazen bir sistemin içinde, bir hayatın akışında, bir kırgınlığın gölgesinde…Onlar unutuldu.Yine de hiçbir baba, evladına küs kalamaz.Çünkü baba olmak, karşılık beklemek değildir.Baba olmak, uzaktan da olsa dua etmektir.Belki bir gün, bir mezuniyet fotoğrafına bakarken…Belki bir gün, kendi çocuğunu kucağına aldığında…Evlat anlar.En sessiz sevenin,En çok fedakârlık edenin,En görünmeyen kahramanın…Babası olduğunu.Ve belki o gün, geç de olsa…Bir cümle kurulur:“Benim arkamda, hep babam vardı.”
