menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Farenin adaleti

9 0
26.08.2026

Bir oy, bir yorgan ve vicdanın hesabı

Bazı hikâyeler vardır; üzerinden yıllar geçer, insanlar susar, zaman her şeyin üzerini örter. Ama vicdanın hafızası farklıdır. O, unutuldu sanılan ne varsa bir gün yeniden önümüze koyar.

Benim için böyle bir hikâye, 3 Kasım 2002 seçimleriyle başladı.

O yıllarda babam Cafer Baltaş, mensubu olduğu cemaat çevresinin yönlendirmesiyle Anavatan Partisi için köyümüzde çalışma yapıyordu. Kendisine, kendi köylülerini ikna etmesi yönünde görev verilmiş, yaptığı çalışma karşılığında da bir ücret ödenmişti.

Aile içerisinde ise farklı bir siyasi düşünce vardı.

Annemin amcası Necip Nurdoğan, merhum Necmettin Erbakan Hoca'nın siyasi mücadelesini anlatıyor; onun Türkiye'nin geleceğine dair düşüncelerini, yerli üretim, sanayileşme ve ekonomik bağımsızlık anlayışını insanlara aktarıyordu.

Fakat bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki, o günkü mesele aslında yalnızca hangi partiye oy verileceği meselesi değildi.

Daha derin bir mesele vardı:

İnsan kendi iradesiyle mi karar veriyordu, yoksa bağlı bulunduğu grubun iradesiyle mi?Babam, bağlı bulunduğu çevrenin yönlendirmesini tercih etti. Annem de bu tercihe baskı altında dahil oldu.

Ve 3 Kasım 2002'de sandık kuruldu.

Anavatan Partisi yüzde 10'luk seçim barajını aşamadı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi dışında kaldı.Fakat bizim ailemizde asıl hikâye, seçim bittikten sonra başladı.

Bir yorgan ve yıllarca saklanan bir sır

Annem bu olayı yıllarca içinde taşıdı.

Ta ki bir gün bana, geçmişin kapısını aralayan şu cümleyi söyleyene kadar:

“Oğlum, o zaman cemaatin verdiği parayla yün ve yorgan yüzü aldık. Bir yorgan yaptık.”

Sonra yaşananları anlattı.

Evin içerisinde birçok döşek ve yorgan vardı.

Fakat fareler diğerlerine dokunmamış, yalnızca o seçim döneminde alınan malzemelerle yapılan yorganı parçalamıştı.

Yorgan adeta kullanılmayacak hâle gelmişti.

Annem yıllar sonra o olayı şöyle yorumladı:

“O zaman anladım ki biz yanlış yaptık. Allah bizi affetsin.”

Bu cümleyi ilk duyduğumda yalnızca bir hatıra dinlediğimi düşünmedim.

Bir annenin yıllarca içinde taşıdığı vicdan muhasebesine şahit oldum.

Elbette bir yorganın fareler tarafından yenmiş olması, bilimsel olarak “Bu kesinlikle ilahî bir müdahaleydi” şeklinde ispatlanamaz.

Belki........

© Yeni Ankara