Dizilere “Susuzluk içeriği” zorunlu olsun
Kuraklığa doğru hızla ilerliyoruz. Fakat ne zaman yağmur yağsa, sanki bütün tehlike geçmiş gibi bir rahatlama yaşıyoruz. Barajlar birkaç puan yükselince içimiz ferahlıyor; psikolojik bir katharsis yaşıyoruz. Ve tam o anda, en büyük hatayı yapıyoruz: Suyu yeniden hoyratça akıtmaya başlıyoruz.
Oysa mesele yağmurun yağması değil; su yönetiminin sürdürülebilir olmasıdır.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir ilçede sokakların itfaiye hortumlarıyla yıkandığına şahit olduk. Bu görüntü yalnızca bir temizlik uygulaması değildir; toplumsal bilinç açısından da bir mesajdır. Devlet kurumu suyu foşur foşur akıtıyorsa, vatandaşın zihninde şu algı oluşur: “Demek ki su bol.” Ve bu algı, muslukların gereksiz yere açık kalmasına, bahçelerin ölçüsüz sulanmasına, araçların gereksiz yıkanmasına zemin hazırlar.
Bugün asıl tehlike kuraklık değil; kuraklığı unutma refleksidir.
KAMPANYA DEĞİL, KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM
Elbette kamu spotları yapılmalı. Ancak broşür basıp dağıtmak, afiş asmak, tonlarca kağıt harcamak artık çözüm değil. Hem maliyetli hem de çevresel olarak çelişkili. Suyu koruyalım derken yeni bir israf üretmemeliyiz.
Bu noktada en güçlü mecra dizilerdir.
Türkiye’de milyonlarca insan her akşam televizyon karşısına geçiyor. Diziler yalnızca hikâye anlatmıyor; yaşam biçimi öğretiyor, davranış kalıpları inşa ediyor. Bir karakterin içtiği kahveden kullandığı markaya kadar her detay toplumsal karşılık buluyor. Öyleyse neden su tasarrufu da bu kültürel kodun parçası olmasın?
HER DİZİYE SUSUZLUK İÇERİĞİ ZORUNLULUĞU
Tıpkı sigara sahnelerine getirilen uyarılar gibi, su israfı konusunda da yapımcılara içerik zorunluluğu getirilebilir.
• Musluğu açık bırakmayan karakterler,• Bahçesini damla sulama ile sulayan aileler,• Yağmur suyu biriktiren apartmanlar,• Çocuklarına suyun kıymetini anlatan ebeveynler…
Bunlar didaktik mesajlar olmak zorunda değil. Hikâyenin doğal akışına yerleştirilmiş bilinçli sahneler yeterlidir. Çünkü tekrar edilen davranış, normalleşir. Normalleşen davranış ise alışkanlığa dönüşür.
Bu bir sansür değil; toplumsal sorumluluktur.
GÜVENİLİR YÜZLERLE KAMU SPOTLARI
Toplumun güvenini kazanmış bilim insanları, sanatçılar ve kanaat önderleriyle hazırlanacak kısa ve etkili kamu spotları, kağıt israfı olmadan milyonlara ulaşabilir. Özellikle kuraklık haritaları, baraj doluluk oranları ve gelecek projeksiyonları net verilerle anlatılmalı. İnsan korkutulmadan ama gerçekle yüzleştirilerek bilinçlendirilmelidir.
Çünkü su yoksa ekonomi yok.Su yoksa tarım yok.Su yoksa şehir yok.Su yoksa hayat yok.
Önlem Alma Zamanı Şimdi
Krizi zirvedeyken değil, yağmur yağarken yönetmek gerekir. Çünkü en büyük rehavet bolluk yanılsamasında ortaya çıkar. Bugün suyu korumayı öğrenmezsek, yarın susuzluğu konuşmak zorunda kalacağız.
Dizilere susuzluk içeriği zorunlu olsun.Suyu korumak bir kampanya değil, bir kültür haline gelsin.
Ve unutmayalım:Musluktan akan yalnızca su değildir; geleceğimizdir.
