İran Savaşı hala derebeylerine yarıyor
Adam sarsa sarsa hem kendi devletini hem küresel düzeni yıkıyor. “Cahil cesaretiyle..” desek, arkasındaki güç cahil değil; küresel derebeylerinden rakip çete, kendi kendini yıktırıyor.
2 Nisan’da Beyaz Saray’da verilen Paskalya Yemeği’nde bir itirafta bulundu ABD Başkanı Donald Trump; İran’a açtıkları savaşın 3 günde biteceğini sanıyormuş!
Adam, züccaciye dükkanına giren fili de geçti, zihniyeti gibi bir dinozor olarak geziyor içeride. Yavrusu İsrail’le beraber tuz buz etmedik değer, kural, ilke, inanç bırakmadılar dünya züccaciyesinde.
Bu kadarı Taş Devri’nde yapılsa insanlık bugüne gelemezdi.
KİFAYETSİZLERİ BAŞ YAPTILAR
Daha önce defalarca yineledik; yeni dünya düzeni kurulurken hiçbir devlet yıkımdan muaf olamayacak diye. ABD de İngiltere de İsrail de Avrupa da Çin ya da Rusya da. Bu yıkımın mimarı küresel derebeyleri, dünyayı istiyor artık ve ayaklarına dolanan devletlerden kurtulmak istiyor.
Batı cephesinde, ne kadar kifayetsiz adam varsa devletlerin başına, bürokrasinin başköşelerine oturttular. Bu dinozor ikilisinin arkasından o yüzden gidiyorlar. Çünkü oralara onları, o eller yerleştirdi.
Trump, insanlığı gibi iş adamı olarak da başarısız biri; iflasını Siyonist Rothschild Ailesi yönetip toparlamasa, yalan dolanla biraz da mahalle emlakçılığı yapar, sonra tombala salonlarında birinci çinkoyu beklerdi tüm işlevsizliğiyle.
Bu derebeylerinin öyle bir gücü var işte; odunu koysa ABD başkanı, cirmine bakmadan dünyaya posta koyan İsrail hükümeti yapabiliyorlar!
İSRAİL’E YARAMASIN DİRENİŞ
Trump’ı şaşırtan İran direnişi de henüz dünyanın selameti açısından hayırlı mıdır değil midir belli değil. Ortadoğu’nun bitmeyen huzursuzluğuna katkısı yanında hâlâ İsrail’e yarayan bir tarafı var bu savaşın.
Hürmüz ve Kızıldeniz’in Babülmendep Boğazları’nı kapatmak, Suudi ve Körfez ülkelerinin petrol ve doğalgazını, boru hatlarıyla Akdeniz’e taşınma gereğini doğurur. Oysa Suriye, Irak ve Türkiye üzerinden planlanan boru hatlarından değil, kendi üstünden akmasını istiyor İsrail.
Cüce nüfusu ve devletiyle ortalığı velveleye vermesi, toprak işgali yanında önümüzdeki en az 20 yılın planı olarak enerjinin çeşmebaşı olmak istemesindendir. O yüzden İran’ın kendini koruma hamleleri, istemeden de olsa İsrail’e yarıyor olabilir.
Bilerek ve isteyerek yapıyorsa vay hâlimize!
Yaklaşık bir ay önce ‘İran arınıyor galiba’ demiştik; İran direnişinin, 1979’da kendi ve bölge ayağına bağlanan prangadan kurtulma fırsatı olmasını umarak.
SORUN REJİMİN NEREDEN GELDİĞİ
Bir ülkenin kendi isteğiyle bağrından doğan İslami rejimi kabul etmesinde sorun yok. Sorun, Batı’dan, Fransa’dan uçakla getirilmiş olmasında. O günden beri İran’ın, hiçbir komşusu ve İslam âlemiyle barışık olamamasında.
Bu hâliyle ABD-İsrail-İran Savaşı, 1979 Devrimi’nin İsrail lehine yeni evrimleşmesi değildir inşallah. Bir fırsat doğdu, İran, gerçekten doğru değerlendirerek kendini ve bölgeyi, bu uçsuz kör dövüşünden kurtarmaya direniyordur.
Değilse savaş, avuçlarını sıvazlayan küresel derebeylerine yarar.
Bölgenin düğümüne dönüşmüş İran, ümit edelim ki bu direnişiyle dolandığı ilmekleri çözmeye çalışıyordur. İçerideki samimi bağımsızlık talebini, dışarıdan da destekleyecek komşuları.
Göreceğiz; yeni dünyaya, prangalarıyla mı, özgün kişiliğiyle mi açılacak İran?
