menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’dan Türkiye’ye istihbarat dersleri

47 0
05.03.2026

İran’dan Türkiye’ye istihbarat dersleri YÜCEL KAYA 

Birkaç gün önceydi. İran’da güneş her zamanki gibi doğmuştu ama o sabah, Orta Doğu’nun kaderini kökünden sarsacak bir fırtınanın sessizliği hâkimdi.  

Kimsenin bilmediği gerçek; gökyüzündeki ABD ve İsrail uçaklarından çok daha ölümcül olanın, devletin en mahrem toplantı odalarına sızmış "görünmez eller", yani devşirmeler olduğuydu. 

Karargâhtaki Fısıltı 

O sabah İran dini lideri Ali Hamaney, yanındaki 48 üst düzey komutanla birlikte dünyanın en güvenli sığınaklarından birinde bir araya gelmişti.  

Dışarıdan bakıldığında bu kale; siber kalkanlar ve uçaksavarlarla korunuyordu. Ancak MOSSAD, bu kalkanları delmek için füzeye ihtiyaç duymamıştı. Haberleşme ağlarına, trafik kameralarına ve hatta yetkililerin cebindeki telefonlara kadar sızan "devşirmeler", o gizli toplantının tam saatini ve koordinatlarını anlık olarak Tel Aviv ve Washington’a fısıldadı. Yıllarca sabırla bekleyen bu yerli işbirlikçiler, yani modern zamanın Truva Atları, kilitleri içeriden açmıştı. Saniyeler içinde yağan hassas güdümlü füzeler, sadece bir lideri değil, koca bir devletin beynini yok etti. 

Savaşın en acımasız yüzü ise stratejilerin arasına gizlenmişti. Minab kentindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’nda ders zili çaldığında, çocuklar sadece geleceği hayal ediyordu. Ancak istihbarat oyunlarının gölgesinde o okul, karanlık odakların çocuk kanı içme ritüellerini anımsatan bir vahşete sahne oluyordu.  

Bir patlamayla 150’den fazla kız çocuğunun hayalleri beton yığınları altında kaldı. Bu trajedi (Batı’da değil) İslam dünyasında yankılanırken, şu gerçek bir kez daha yüzlere çarptı:  

İstihbarat........

© Yeni Akit