menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış, zayıfların sığındığı bir liman değildir

25 0
09.04.2026

Barış, zayıfların sığındığı bir liman değildir 

"Savaşlar olmasın" cümlesi, insanlığın var olduğu günden bu yana kurduğu en saf, en masum ve en köklü hayaldir.  

Bu ifade, sadece iki kelimeden ibaret bir temenni değil; annelerin evlatları için ettiği duaların, şairlerin mısralarının ve medeniyetlerin huzur arayışının ortak paydasıdır.  

İnsanlık tarihi boyunca dökülen her damla kan, bu cümlenin kıymetini biraz daha artırmış; toprağın altına giren her can, barışın ekmek ve su kadar hayati bir ihtiyaç olduğunu tescillemiştir.  

Ancak ne yazık ki bu yüce ideal, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar ağır bir imtihanla karşı karşıya kalmamıştır. Kalplerimiz barış diye atarken, gözlerimizin önünde cereyan eden hadiseler bu asil tezi temelinden sarsmaktadır. 

ABD ve İsrail’in hiçbir somut hukuki dayanak olmaksızın İran’ı hedef alan saldırgan tutumları, küresel güçlerin "barış" kavramını nasıl bir maske olarak kullandığını açıkça ortaya koyuyor.  

Barış istemek büyük bir erdemdir; fakat bu isteğin bir "teslimiyet" belgesine dönüşmemesi için madalyonun diğer yüzüne, yani caydırıcılığa bakmamız artık bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluktur. 

İsrail'in Gazze'de uluslararası hukuku hiçe sayarak yürüttüğü operasyonlar, modern dünyada "haklı olanın" değil, "silahı olanın" sesinin çıktığını bir kez daha kanıtladı. Hemen yanı başımızda ise ABD ve İsrail’in, İran’ın savunma........

© Yeni Akit