Kültür Dertleşmesi
Kendi kültür ve değerlerimizden mahrumiyet/yoksunluk bizi “Demokrasi Şehidi” dedirtecek hâle getirdi. Kendi kavramlarımızla, kutsallarımızla, kültürümüzden kopukluk bizi başkasının ağzıyla yiyen durumuna düşürdü. 15 Temmuz şehitlerimiz Batı Trakya’da Gümülcine Başkonsolosluğunda düzenlenen programda devleti temsil eden Başkonsolos; 15 Temmuz zaferini Mustafa Kemal’in askerlerine mâl ediyor. Darbecilerin karşısına dikilen, milleti meydanlara davet ederek vatanına, devletine sahip çıkan Başkomutan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adı bile anılmıyor.
Darbeyi canlarını ortaya koyarak durduran şehit, gazi ve kahramanlarımızdan söz edilmiyor. Milletin ruhunu yok sayan, milletin tarihe geçen destanını yok sayan bu yapıyla mücadele ve mücahedeyi ihmal edemeyiz. Bütün şer ittifakına tarihi bir ders veren bu milletin değerleri hep canlı tutulmalıdır.
Çağlar üstü hakikat şudur: kendi değerleri olanın hayatiyeti olur; değerlerine sahip olmak, hayatiyetin şartıdır. Bir sürü şey öğrenmişsin, birçok marifetin var, ama değerlerin yok ise; bu hayatı doğru dürüst yaşayamazsın, yorumlayamazsın, mutlu ve dengeli olamazsın. Öğrendiklerin ve becerilerin sırtında bir ifrat ve tefrit kamburu gibi durur, kendini bile tanıyamazsın.
Millî manevi değerlerini yaşamak; var oluş hakikatinin kalbidir. Var oluşunu gerçekleştirmeyenin cebindeki para, elindeki güç, hafızasındaki bilgi, üstündeki kimlik bir anlam ifade etmez. Kendi değerlerimizde bir kopuş varsa kültür emperyalizmi bizi bitirmişse dengemizde sıkıntılar var ise; kalbimizde rahatsızlık var demektir. Var oluş hakikatimiz, insanlığımız kayba uğramış demektir.
İnsanlığımız kayba uğramışsa, “İnsan için” olan hiçbir değer yerli yerine oturtulamaz; bütün değerler problemli hâle gelir, hatta problem hâlini alır. Düşünmeden yaşama mecburiyeti, inandığını yaşamayı da imkânsızlaştırır. Düşüncesizliğin, darlık ve bencillik getirmesi, ifratlara ve tefritlere yöneltmesi kavgaya şiddete yol açması doğaldır. İnsanın, insan ruhunun, beslenmeye........
