menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aile ve ahlakla yükselmek

15 0
06.10.2026

Bugün "Türkiye’nin ve modern dünyanın yüzleştiği en büyük kriz nedir?" sorusunun aslında tek bir cevabı var: Ahlak krizi. Şehirlerimizi bulutları delen binalarla donattık. Tersanelerimizde muazzam gemiler inşa ediyor, sanayimizi büyütüyor, semalarda süzülen SİHA'larımızla dünyaya parmak ısırtıyoruz. Katettiğimiz bu teknolojik mesafeye kim ne diyebilir? Lakin ahlak zeminimiz içten içe aşınıyor ve son sığınağımız olan "aile" sessizce çatırdıyorsa, o görkemli medeniyet binası ilk büyük fırtınada sarsılabilir. Zira yüzleştiğimiz tablo, geçici ekonomik dalgalanmaların veya siyasi çekişmelerin çok ötesinde, köklü bir medeniyet imtihanıdır. 

Tam da bu noktada, Yükseköğretim Kurulu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın üniversitelerimize taşıdığı “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu, geleceğimiz adına umut verici bir adım. Gençliğimizi modern çağın o sert, mekanik ve yalnızlaştırıcı iklimine karşı kampüs sıralarında koruma gayreti elbette takdire şayan. Ancak kürsüde filizlenen bu niyetleri pratik hayata taşıyabilmek, kâğıt üzerinde bir temenni olmaktan çıkarmak için derin bir analize kapı aralamak zorundayız.

Hz. Mevlânâ, insanın kendini inşasını dört safhada ele alır: ‘Şeriat, tarikat, hakikat, marifet.’ Bu mertebeler aslında toplum inşasının da temel taşlarıdır. Farabi’nin erdemli insanlardan oluşan bir erdem ülkesi hayali... Bir medeniyet, gerçek hikmetini ve zarafetini yalnızca "helal-haram", “meşru-gayrimeşru” çizgisiyle sınırlamaz; o asgari çizginin üzerine inşa edilen yüksek edepte, fazilet yarışında, edebiyat, sanat, estetik ve hayatın diğer ince detaylarında........

© Yeni Akit