Afrika’da yeni muvazene
Afrika’da yeni muvazene
Afrika kıtası, sadece yeraltı kaynakları veya sömürgecilik tarihiyle değil; 21. yüzyılın en çetin jeopolitik satranç tahtalarından biri olmasıyla gündemde.
Çin’in devasa altyapı projeleri ve Batı’nın hantal fon mekanizmaları kıtada nüfuz mücadelesi verirken, Türkiye ezber bozan bir "akıllı güç" stratejisiyle denklemi yeniden kuruyor.
Tanzanya’dan Somali’ye, Etiyopya'dan Sudan’a kadar uzanan Afrika hattında Ankara’nın yürüttüğü diplomasi; sadece yumuşak gücün şefkatiyle değil, sert gücün caydırıcılığıyla da tahkim ediliyor.
Batı’nın Çöküşü, Çin’in Borç Tuzağı
Kıtadaki jeopolitik fay hatlarına yakından bakıldığında, Batı'nın birkaç asrı aşan hegemonyasının artık telafisi imkânsız bir zemin kaybı yaşadığı görülüyor. Batılı başkentlerin kibirli dayatmaları ve emperyal geçmişleri kıtada bir boşluk oluşturduı. Bu boşluğu ilk etapta Çin, devasa kredi musluklarını açarak doldurmuş gibi görünse de Afrika halkları artık yeni bir gerçeğe uyanıyor.
Pekin yönetiminin uyguladığı "önce borçlandır, sonra da tahsis edilen fonlara karşılık olarak stratejik kaynakları işletme ve kontrol altına alma" sisteminin sömürgeciliğin yeni bir versiyonu olduğunu, Afrika başkentleri yavaş yavaş fark etmeye başladı. Yine de Çin’in esnek yapısını işaret etmeden geçmemek lazım. Hal böyle olunca, kıtanın geleceğinde ibre ağırlıklı olarak iki gücü işaret ediyor: Çin ve Türkiye. Ancak Ankara, Pekin'in pragmatik ekonomik modeline kıyasla Afrikalılar nezdinde çok daha "sempatik ve güvenilir" bulunuyor. Zira Türkiye,........
