Bir vakit ansızın
Bir vakit ansızın
NUSRET REŞBER
Kâinat bir denge üzerine kuruludur. Dünyamız dâhil bütün gezegenlerle varlık âlemi, bu denge yasasına göre hareket eder.
“Güneş kendisine ait yerleşik bir düzene göre (yörüngesinde) akıp gider. Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.
Ay için de menziller belirledik… Ne güneşin aya yetişip çatması uygundur ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzüp gider.” (Yâsîn 36/38-40)
“Yeryüzünü de yayıp genişlettik, üzerine sağlam, sarsılmaz dağlar yerleştirdik ve orada rengi, tadı, şekli ölçülü her bitkiden ürünler bitirdik.” (Hicr 15/19)
Benzer nice ayetler varlık âleminin eşsiz yaratılışını haber verir. Kâinattaki bu muhteşem ahengi inkâr götürmez. Ancak insanlık için sınanma vesilesi olan hiçbir varlık ebedi değil.
Yüce Allah var olmasına hükmettiği gibi bir vakit ansızın da yok olmasına hükmeder.
“O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara 2/117)
İnsan yaşadıkça yaşamak ister. Dünyaya karşı doyumsuzdur. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ifadesiyle: “Âdemoğlunun iki vâdi dolusu altını olsa, üçüncüsünü ister. Onun gözünü ancak toprak doyurur” (Buhârî, Müslim).
Ancak her haliyle bu hayat şüphesiz son bulacak. Böyleyken insan nedense buna bakmak, görmek istemez. Nasıl bir sonla karşılaşacağını düşünmemeye kendini bırakır; gerçeği unutmak, hatırlamamak ister. Bunu olması gerekene engel sanır.
Ama o ansızın gelecek olan, bir gün kapıyı çaldığında apışıp kalır. Başını taşlara vurur, feryat eder; tüm yaptıkları, öteledikleri ve de unutmak istedikleri bir bir hatırına düşer. Fakat iş işten geçmiştir. Her şeyini kaybetmiştir ya da sevenleri onu.
Tıpkı o gece ansızın gelen gibi…
6........
