Medeniyette geri kalmışlığın sebebi
Medeniyette geri kalmışlığın sebebi
Din medeniyettir. Çünkü din, insanı yalnızca Hayatın bir alanında, bir parçasında ibadet eden bir varlık hâline getirmez; aksine hayatın bütün alanlarında düşünen, üreten, inşa eden, adalet kuran ve hayatı imar eden bir varlık hâline getirir. Hakiki din anlayışı, insanı cehaletin karanlığından bilgiye; düzensizlikten nizama; zulümden adalete taşımayı hedefler. Bu yönüyle din, medeniyet kurucu bir kuvvettir.
Dindarların medeniyet yarışında geri kalmaları ise doğrudan dine yüklenemez. Çünkü sorun dinin kendisinde değil, din adına ortaya konulan yanlış anlayışlarda, ataleti meşrulaştıran yaklaşımlarda ve düşünmeyi terk eden tutumlarda aranmalıdır. Din; tefekkürü, ilmi, hikmeti, çalışmayı ve yeryüzünü imar etmeyi emrederken; taassup, cehalet ve tembellik insanı geriye çeker.
Allah’ın dini insanı gerici yapmaz; aksine insanı hakikate, ahlaka, ilme ve inkişafa yöneltir. Ancak ilerlemek; köklerinden kopmak değil, değerleri koruyarak üretmek, geliştirmek ve insanlığa fayda sunmaktır. Gerçek ilerleme, insanı hem maddi hem manevi olarak yükselten ilerlemedir.
Bu sebeple mesele din ile medeniyeti karşı karşıya koymak değil; dinin inşa etmek istediği insan ve toplum idealini doğru anlayabilmektir. Hakiki din anlayışıyla kurulan medeniyetler yükselir; din adına üretilen donukluk ise insanı yerinde saydırır.
İslâm dünyasının “altın çağı” diye anılan; Abbasîlerden Selçuklulara, oradan Osmanlı’ya uzanan büyük medeniyet yürüyüşünün gerilemesindeki en temel sebeplerden biri; tedebbürün, taakkulün, tefekkürün, tezekkürün ve tefakkuhun zayıflaması, hatta zamanla büyük ölçüde tasfiye edilmesidir.
Çünkü bir medeniyet, sadece kılıçla, servetle........
