Türkiye’nin Yeni Bir Fikir ve Oluş Seferberliğine İhtiyacı Var
Türkiye’nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey yeni bir siyasî söylemden önce, yeni bir fikir iklimidir. Çünkü bir ülkenin geleceğini yalnızca hükümetler, seçimler, ekonomik programlar ve idarî düzenlemeler belirlemez. Bunların ötesinde, topluma yön veren bir fikir, bir ruh ve bir medeniyet tasavvuru vardır. Siyaset değişebilir; iktidarlar gelip geçebilir. Fakat bir toplumun zihnini ve ruhunu biçimlendiren kültür, nesiller boyunca yaşamaya devam eder.
Asıl mesele tam da burada başlıyor: Türkiye siyaset konuşuyor, fakat yeterince fikir konuşmuyor. Gündem sürekli değişiyor; tartışmalar, polemikler, seçimler, ekonomik göstergeler ve günlük siyasetin sıcak başlıkları hayatımızı kuşatıyor. Oysa bütün bunların üzerinde cevap bekleyen daha temel bir soru var: Biz nasıl bir insan, nasıl bir toplum ve nasıl bir medeniyet istiyoruz?
Bu soru cevaplanmadan siyasetin ürettiği hiçbir sonuç kalıcı bir anlam kazanamaz.
Siyaset, hayatın araçlarından biridir; hayatın nihai amacı değildir. Devlet yönetilebilir, kurumlar yeniden düzenlenebilir, ekonomik politikalar değiştirilebilir. Fakat bunların tamamının üzerinde, topluma istikamet verecek bir düşünce dünyasına ihtiyaç vardır. Türkiye’nin bugün yaşadığı temel meselelerden biri de araçlarla amaçların birbirine karıştırılmasıdır. Siyaset hayatın merkezine yerleştiğinde kültür geriye çekilir; kültür geriye çekildiğinde ise fikir, sanat, ahlâk ve medeniyet tasavvuru zayıflar.
Oysa Türkiye’nin ihtiyacı siyaseti küçümsemek değil, siyasetin yerini doğru belirlemektir.
Bugün devletin kültür alanında önemli görevler üstlendiği, kültür ve sanatın yaygınlaştırılması, kültürel mirasın korunması, klasik ve çağdaş Türk sanatlarının geliştirilmesi ve kültürel diplomasinin........
