menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Balkanlarda Türkçe’nin izleri

17 0
21.10.2026

Dil meselesi, kuru bir dil bilgisi veya ilgisiyle izah edilebilecek bir şey değildir. Dil, konuşulan, yaşanılan ve düşünülen bir bahistir.

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy şunu söylemiştir: “Benim için iki şey mukaddestir; din ve dil.” O, ben diyor ama bu hepimiz için geçerlidir.

Dil, bir imkândır. İnsanlar arasındaki irtibatı sağlar. Derdimizi, düşüncemizi, duygumuzu ve hatıralarımızı onunla ifade ederiz.

Dilin, bir milletin kaderini belirleme kabiliyeti vardır. Osman Toprak, Dil ve İmkân isimli eserinde, bu gerçeği şu şekilde ifade ediyor: “Dil, milletin hayatıyla, millet de dilinin hayatıyla bağlanmıştır.” 

Mevlânâ’ya ait olduğu söylenen şu söz de bu mesele üzerinde düşünmemizi sağlar: “Ana dilinden koparılan kimse, kendisine yabancılaşır.”

Buradan hareketle: Dil, insanın kendisini ve dünyayı anlamasını sağlayan unsurlarından biridir. Bir dili öğrenmek, aynı zamanda o dilin taşıdığı kültürü, tarihî ve sosyolojiyi de tanımaktır.

Mesela Balkanlar, farklı dillerin, dinlerin ve kültürlerin yüzyıllar boyunca birbiriyle temas ettiği bir coğrafyadır. Bu temasların izlerini dillerde görmek mümkündür.

Türkçe ile Boşnakça arasındaki ilişki, bu temasa ait izlerin en görünür örneklerindendir. Abdulah Şkalyiç’in Sırpça-Hırvatça dilinde Türkçülük (Turcizmi u srpskohrvatskom jeziku) isimli sözlüğünde şöyle söyler: “Sözlükte, 6 bin 878’i farklı terimler olmak üzere, 8 bin 742 kelime (ifade) yer alıyor.” İşte, onlardan bir kaçı: Bereket (berečet), işkembe (škembe), sümbül (zumbul), çarşı (čarsija), kâse (časa), köprü (čuprija)…

Aynı şekilde Tahir N. Dizdari, Arnavutça’daki Şark Kökenli Kelimeler Sözlüğü (Fjalor i orientalizmave në gjuhën shqipe) isimli eserinde şunu ifade ediyor: “Birkaç kelime hariç 4 bin 406 alıntı Arnavutça’ya Türkçe........

© Yeni Akit